<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189</id><updated>2012-02-17T06:11:13.730+02:00</updated><category term='aşk'/><category term='ayrılık'/><category term='istanbul'/><category term='yol notları'/><category term='yorum'/><category term='aforizma'/><category term='sinema'/><category term='video'/><category term='gündem'/><category term='hezeyan'/><category term='reklam'/><category term='şiir'/><category term='yeni yıl'/><category term='sokak'/><category term='edebiyat'/><category term='aykırı yazılar'/><category term='tarih'/><category term='foto-şiir'/><category term='izmir'/><title type='text'>Edebiyat Kaçkını.. Scripta manent!</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>70</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1845130849267869889</id><published>2011-04-24T11:02:00.000+02:00</published><updated>2011-04-24T11:02:13.513+02:00</updated><title type='text'>Bir pazar sabahı sorgusu?!</title><content type='html'>vay anasını! artık bu sabah yazmayayım dedim ama geç aldığım bir haber vesilesiyle kendimi tutamadım blog. -zaten seni de yeni nesil tumblr'a geçirecem- &amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gene yoğun alkol ve&amp;nbsp;0 uyku ile geçen bir cumartesi gecesinin, pazar sabahındayım. zaten başka nerede olacaktım, salıya uyanacak halim yok ya?! neyse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anlayacağın gene sağlam hangin' over stayla ve duble uykusuzlukla kim olduğumu, bugün ne yapacağımı hatırlamaya çalışıyordum ki çok lazımmış gibi feyzbuk illetini açtım. ben kafam hala bi dünya, pazar sabahı on the wrong side of the road ile ayılmaya çalışayım, üniversite arkadaşlarımdan birinin nur topu gibi bir bebeği olduğunu öğrendim!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pek de tatlı meret, hemen tabii analı-babalı büyütsünlü maşallah'lar taktım ve hızlıca profilden kaçtım :) hatta bir ay olmuş, ben fark etmemişim, hatta kızcağızın hamile olduğunu bile unutmuşum. balık hafızası işte. kandaki alkol oranı artınca sanırım hafıza kaybına uğruyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyse, "uykusuzluğun ne olduğunu anlıyorum" yazmış taze anne arkadaşım. Ha ha ha! Ben de! Ama anlama dinamiklerimiz sanırım çok farklı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şuan hayatımdaki tercihlerimi sorgulamak için son 8 dakikam.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemen hazırlanıp "2 süper etkinlik birden!" temalı bu pazar gününe adapte olmam gerekiyor. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7 dakikam kaldı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diyeceğim o ki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Demiyorum ya! 6 dakikam kaldı ve bu halimle çok mutluyum. Hatta bu akşam kardeşimin müstakbel görümcesinin kına gecesine, haftaya da düğününe gideceğim gerçeğini göz ardı edip,&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dönüp arkasına dahi bakmadığım bu hayatı yaşamaya devam edeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü fark ettim ki gece hayatı beni zayıflatıyor,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;düne göre 1 kilo vermişim bu sabah.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ruhum zayıflamadığı, bedenim tükenmediği sürece problem yok.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yok değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O zaman keep rollin' on! &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son 2 dakikama şunu sıkıştırmak istiyorum : 14 yaşımda bağıra bağıra kutsal 3'lü MFÖ'den Yalnızlık Ömür Boyu'nu söylüyordum; damarlarıma kadar inanarak. sanırım fazla inanmışım ve inandırmışım ki kendimi üzerine &amp;nbsp;14 sene sonra hala yalnız kalmayı becerdim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada dakikalarım bitti ama söyleyeceklerim bitmedi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Merhaba yeni hangin' over'lara gebe pazar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada kına gecesinde alkol olmazdı, de mi? &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1845130849267869889?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1845130849267869889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1845130849267869889' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1845130849267869889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1845130849267869889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/04/bir-pazar-sabah-sorgusu.html' title='Bir pazar sabahı sorgusu?!'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2929952633984425428</id><published>2011-03-29T01:10:00.000+02:00</published><updated>2011-03-29T01:10:19.706+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>"Loser" derken...?</title><content type='html'>Ben şimdi Nişantaşı’nda doğup, ergenliğe kadar burada yaşamış biri olarak nasıl kaybeden olabilirim, değil mi? Ailem kurulma aşamasında orta sınıftan başlayıp, jakuzisi ve şöminesiyle, her yaz Bodrum tatilleriyle üst orta sınıfa yükselmiş, hayatta en yakınlarımdan kimseyi henüz kaybetmenin acısını yaşamamışım, sağlığıma da zeval gelmemiş… E bir de herkeslerin imrendiği okullarda, bölümlerde okumuşum; elim yüzüm de fena değil hani. Daha bunun neresi mi kaybeden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönülden ve ‘orijinallikten’ kaybeden diyelim istersen? Mesela 11-14 yaşları arasında geçen ortaokul yıllarım boyunca okuduğum 4 ayrı sınıfta, okulun kızlı-erkekli popüler tiplerinin benle dalga geçmeyi günlük bir eğlence biçimi haline getirmeleri. Mesela Amerikan gençlik sinemasının karikatürize şişman, gözlüklü ve sivilceli kızının gerçek hayattaki tezahürü olmam? Ha bir de mesela 45 kişilik sınıfta 23 adet çift kişilik sıra varken, benim mütamadiyen yalnız oturmam? Üstelik görünüşte arkadaşlarım, dostlarım olmasına, bol bol not ve kopya dağıtmama rağmen? Edebiyatı çok sevmeme rağmen sayısalda hep kaybetmem mesela? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="390" src="http://fc09.deviantart.net/fs14/i/2007/116/c/a/loser_scrabble_necklace_by_Doctor_Gus.jpg" width="400" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/54097158/"&gt;loser scrabble necklace&lt;/a&gt; by *&lt;a class="u" href="http://doctor-gus.deviantart.com/"&gt;Doctor-Gus&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bütün bunları yaşarken bir türlü anlamlandıramamam ve “loser” kelimesinin kültürel koddaki karşılığını 10 sene sonra falan öğrenmem. Yeterince bir cevap olabilir mi bütün yeteneksizliğime ve rezil olmama rağmen 6 sene boyunca inatla bahçede voleybol oynamama mesela? Mesela boş derslerde beraber en iyi zaman geçirdiğim arkadaşımın okulun kütüphanesi olması ve gene 15 yaşımda sıra sıra Nazım’ları, Murathan Mungan’ları bitirmem? Kendimi Piraye sanmam ve ama o imrendiğim aşkı asla bulamayacak olmam… Düşündüm de 15 yıl olmuş Nazım ile tanışalı, fazla da yanılmamışım öyle bir aşkın olmadığına kendimi inandırmakla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise sıralarındaki yalnızlığımı ve fonksiyon problemlerindeki beceriksizliğimi okulun edebiyat dergisinde canla başla çalışarak geçirmem ve öğlen tatillerinde herkes birbirini kesme yarışındayken 45 dakika, o bomboş kulüp odasında halet-i ruhiyemi müsveddelere dökmem mesela… Bunlardan daha öyle çok sayabilirim ki, içine daral gelir bu kadar biyografiyi dinlemekten, ama kendimi gene de tutamam ve aynı “çocuk-erkeğin” beni 2 kez reddettiğini dillendirmeden bu yazıya devam etmeye gönlüm el vermez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bende bir yanlışlık vardı ki, bir dönem çok zevksiz giyindiğimi sonradan fark ettim, ama yılsonu karnesinin tersine sosyal ortamda bu kadar kaybetmenin başka açıklamaları da olmalı, dedim. Sanırım cevap biraz da popüler ergenlerin acımasızlığında gizli. Oysa mümkün mertebe sıradan olan, hatta kendisine söz gelmeden konuşmayanlardandım. Gerçi hala daha biraz öyleyim de, çoğunu attık, azı kaldı neyse ki… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyorduk ki? Neden ve nasıl kaybedenim? İnan kasti hiçbir şey yapmadım koca ergenliği yapayalnız ve kitaplarına gömülen bir kız olarak geçirmek için. Öyle geldi, kırmaya çalıştıkça içine battım. Uzun uzun geceler ağladım; ama hatırlamıyorum. Günlüğüme yazmışım. Arada çıkartır, dalga geçerim o hassas ve ağzına sıçılan kızla hala. Eşyalarım çalınır, geri verilmez; telefon numaralarım paranın üzerine yazılır, serbest dolaşıma çıkar; hoşlandığım çocuk tarafından arandığımı sanır, ebediyen işletilirim… Velhasıl insan bunları kazanmak için hiçbir şey yapmaz sevgili okur. Bunlar gelir, genelde saf ve salaksan seni bulur. Ve bunları yapan arkadaşlarım zerre kadar anımsamaz eminim ki kendilerine has şakalarını. Zira acı, çektirene değil, çekene koyar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="400" src="http://fc08.deviantart.net/fs51/f/2009/337/3/8/Loser_by_mysticalpha.jpg" width="400" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/145619442/"&gt;Loser&lt;/a&gt; by *&lt;a class="u" href="http://mysticalpha.deviantart.com/"&gt;mysticalpha&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ne olduysa bir yerlerde kırıldı bu abuk sabuk döngüsüzlük. E herhalde 30 yaşıma kadar kaybetmeyi reva görmedi Tanrılar bana. Hep daha çok ilgi ve sevgi arayışında olan ben, kabuğu kırmanın fırsatını bulunca elimde ne kadar keskin alet varsa makus talihime saldırdım. Sizin anlayacağınız önüme çıkan her adamı müstakbel sevgili kontenjanına yazdım. Ve tabii 3/2 bu iddiayı kaybettim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;“Sevişmek sevmekten gelir” &lt;/b&gt;avuntusunu aklıma ve yüreğime kazıyıp, yollara düşmemek gerekirmiş, kaybede kaybede bunu da öğrendim. Neyse ki yatakta kazanan taraf olmayı becerdim de, fizik ve ruh arasındaki skorları dengeledik bir süre. Ya da öyle sanarak bedeni doyurduk, hala ilgiye aç olan tarafı susturarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ilişkilerinden kaybetmeden kazanılamayacağını her seferinde temize çektiğimde bir kez daha gördüm. Arkadaş, sevgili, dost üçgenleri, hatta beşgenleri tepeme yıkıldı; hiç değmeyecek tercihlerle kaybettim bu sefer de. Hani diyor ya bedel ödedim diye, tam da ondan işte. Neredeyse ailemle ya da canımla da ödeyecektim başka başka bedelleri, talihim 9 canlı kediden yaver gitmeseydi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 6 aya kadar ‘kariyer dünyasında’ da gönüllü olarak kaybettiğimi söylemek abes olmaz herhalde. Ne demiştik? Herkesin imrendiği bölümlerde okudum ama günümüz dünyasında karnını doyurmaya yetmeyen, bohem işler bunlar edebiyat, sinema falan. Uluslararası ilişkiler, ekonomi, işletme hadi ‘en kötü’ öğretmenlik, gazetecilik, çevirmenlik dururken…  Bir ara sanat tarihi, arkeoloji okuyacaktım hatta, o kadar da meraklısıyım kaybetmenin! Hiç unutmam Yunan Dili Edebiyatı yazmaktan son anda vazgeçirdiler, İspanyolca ise Ankara’nın denizsizliğinden içimde patladı. Ha çünkü, İspanyol Dili ve Edebiyatı okuyabilseydim ayda 3500 lira maaşa kraliçe hayatı sürecektim, orası ayrı. Hani seçimlere karşı bedel diyor ya, ben lise kütüphanesine kapanmayı meslek edinmenin bedelini, titrime “edebiyatçı-sinemacı” yazdırmakla ödedim. Edebiyat alıp, sinema satıyorum yani bir nevi. Ha ben ruhen tatminin doruklarındayım ama kapitalizmin çarkını mutlu edememişim, orası da ayrı. Kapitalizm çok affedersin gitsin kendisini becersin, beni becermeye gücü henüz yetmez çünkü. Yalnız alkole bu kadar zam gelmeye devam ederse, son iddiamı bu kadar da savunamayabilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokulda itilip, kakılmakla kaybeden olur mu demeyin. 11 yaşında başlayan sosyal düzende var olma çabası, başarıya ulaştığında insanı ne oldum delisi yapar. O noktadan sonra kendinde dahil her şeyi yeniden kaybetmeyi öğrenirsin. Çevrendekilerin güvenini, erkeklere ve aşka olan inancını ki boş bir safsatadır bu, yaşama azmini, duygularının akışını ve özgüvenini… En beteri özgüveni kaybetmektir.  Onu yerine koymak için tek düşman, gene kendinsindir zira. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şanslı kaybedenlerdenim. Hayata birkaç -0 (yazıyla sıfır) önde başlayanlardan.  İyi kötü parası, kendisini seve ve bütün imkanlarını önüne koyan bir ailesi olanlardan, eh vücudumda hiçbir uzuv eksik değil, Miss is Nişantaşı değilsem de iyi-kötü bir giderim vardır, yoklukta ya da varlıkta? Ama ben kaybetmedim, kaybettirildim insanlıkla tanışmaya başladığımdan beri. Kendimi korumayı öğrenmem de, yani kadın-erkek ayrımı olmadan insanlıktan kendimi korumayı öğrenmem de, baya bir zaman aldı. 15 yıl kadar…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyiniz varken, kaybetmeden yeniden kazanmayı asla bilemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce sıfırlan da gel bebeğim. Nerenden olduğu çok da mühim değil…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2929952633984425428?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2929952633984425428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2929952633984425428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2929952633984425428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2929952633984425428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/03/loser-derken.html' title='&quot;Loser&quot; derken...?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2106166980751326064</id><published>2011-02-27T10:14:00.000+02:00</published><updated>2011-02-27T10:14:34.610+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>Kısa Hayat Dersleri-2</title><content type='html'>her yöne bedava sms paketleri sarhoşken zararlıdır, kullanmamaya özen gösterin.&lt;br /&gt;çünkü başını bir omuza yaslama ihtiyacı insana en olmadık şeyleri yaptırabilir. &lt;br /&gt;o duyguyu hemen defetmeye bakın. kendinize kedi alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 dakika önce tanıştığınız bir adam yaş tahmininde bulunup, en az 5 yıl daha küçük gösterdiğinizi söylüyorsa,&lt;br /&gt;onu orada bırakın ve kaçın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da bir içki ısmarlatıp, size kur yapmasına izin verin.&lt;br /&gt;yoksa eve gidip kedi severseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://fc00.deviantart.net/fs8/i/2005/360/b/a/Man_Furniture_by_SensualImage.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="500" src="http://fc00.deviantart.net/fs8/i/2005/360/b/a/Man_Furniture_by_SensualImage.jpg" width="338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;Photo copyright: Man Furniture&lt;/b&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://sensualimage.deviantart.com/art/Man-Furniture-26887343"&gt;SensualImage&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviantART&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2106166980751326064?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2106166980751326064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2106166980751326064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2106166980751326064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2106166980751326064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/02/ksa-hayat-dersleri-2.html' title='Kısa Hayat Dersleri-2'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6885965048219832218</id><published>2011-02-27T09:32:00.003+02:00</published><updated>2011-02-27T09:45:00.371+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;bir bara gidersin. biriyle tanışırsın. içersin, yatarsın, gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bara girersin. içersin, biriyle tanışırsın, içersin, yatarsın, gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bara gidersin. içersin, biriyle tanışırsın, içersin ve kalkarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bara gidersin. içersin, biriyle tanışırsın. gözüne başkasını kestirirsin. içersin ve içinde patlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bara gidersin. içersin, sıkılırsın, içersin, kendinle konuşursun, içersin. barmenle konuşursun, içersin ve kalkarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat böyle böyle elinde patlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haftaiçi kazandığın paraları, bardaklara; bardakları gastritli midene boşaltırsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://fc02.deviantart.net/fs70/f/2009/348/8/7/Bar_by_onesummerago.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://fc02.deviantart.net/fs70/f/2009/348/8/7/Bar_by_onesummerago.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://fc02.deviantart.net/fs70/f/2009/348/8/7/Bar_by_onesummerago.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;In the bar by ~&lt;a class="u" href="http://onesummerago.deviantart.com/"&gt;onesummerago&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;bir bara gidersin. birisiyle zaten tanışmışsındır. içersiniz, yatarsınız ve gitmez.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;The End.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6885965048219832218?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6885965048219832218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6885965048219832218' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6885965048219832218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6885965048219832218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/02/bir-bara-gidersin_27.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-692774751291308379</id><published>2011-01-27T09:45:00.000+02:00</published><updated>2011-01-27T09:45:32.784+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;istanbul metrosundan nefret ediyorum,&lt;/span&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://fc06.deviantart.net/fs16/i/2007/134/0/b/Love___Hate_by_scarlet_kiss.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://fc06.deviantart.net/fs16/i/2007/134/0/b/Love___Hate_by_scarlet_kiss.jpg" width="209" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve filtre kahveden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve kırmızı(msı) bütün giysilerimden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;pazar günleri ardarda 2 film birden seyretmekten&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;nefret ediyorum,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;pizzacılar dahil trafikte gördüğüm&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bütün motorsikletlilerden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;seni bana anımsatan bedenimden,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;hala seni özlediğini sanan&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;salak yüreğimden nefret ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ama hiçbir nefretimin dozu seni unutmama&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ya da&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yeniden özlememe engel olamıyor...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;çocukça mı geliyor sevgilim?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;senin yaptığından daha öte değil inan ki...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-692774751291308379?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/692774751291308379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=692774751291308379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/692774751291308379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/692774751291308379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/01/istanbul-metrosundan-nefret-ediyorum-ve.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6946484091372612335</id><published>2011-01-24T09:58:00.001+02:00</published><updated>2011-01-24T10:01:05.692+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;O kadar çok sevdim ki, önce elimde, sonra içimde patladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://fc01.deviantart.net/fs15/f/2007/005/c/9/Crow_by_raitkook.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="275" src="http://fc01.deviantart.net/fs15/f/2007/005/c/9/Crow_by_raitkook.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/46003846/"&gt;Crow&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://raitkook.deviantart.com/"&gt;raitkook&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;   &lt;br /&gt;Bir kadın kendisini artık sevmeyen bir erkeğin karşısında ne kadar alçalabilir?&lt;br /&gt;Nasıl terk edilmemek için bu kadar yalvarır?&lt;br /&gt;Hangi sevginin gücü buna yeter ki? &lt;br /&gt;Nasıl bu kadar zavallı ve acınası olabiliyorum her seferinde? &lt;br /&gt;Neden bıçaklar dürtüyor bedenimin dört yanını? Nasıl bu kadar çok ve şiddetli kanayabiliyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek denemede intiharı başarılı kılan yöntemler için, benim gibi insanlara gerçekten ehliyet verilmemeli. beyni patlamak o kadar kolay ve cezbedici ki karşıdan, kafama sıktığım anın hayalinin verdiği zevki size anlatamam. arsenik, çamaşır suyu, fare zehri falan içmeye kalksam, vaktinde müdahale ile gene bir kurtulma ihtimali var. damdan atlasam, gene kurtulur sakat kalırım. öyle bir kedi şansı var ben de.  bana kesin çözümler lazım, kendim bile "dur yaa ne yapıyorum ben?" diye düşünmeye zaman bulamamalıyım. 112 aramak işten bile olmamalı. o kadar zamanım olmamalı. daha evvel kurtuldum kaç kere. yaşanmış hikayeden uyarlıyorum bunları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;işte tam da bu nedenler yüzünden bu bedende acı çekmeye, kendimden muzdarip takılmalara devam ediyorum. &lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 yaşındayım henüz. ve içimde bir erkeği sevebilecek her şeyi tükettim. tükettiniz. &lt;br /&gt;bundan sonra  kaderinde benim sevgilim olacak bütün adamlardan, şimdiden özür dilerim. &lt;br /&gt;her birinizin adresini ve telefonunu onlara vereceğim, sizden de şimdiden özür dilerim sevgili eski sevgililerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6946484091372612335?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6946484091372612335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6946484091372612335' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6946484091372612335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6946484091372612335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/01/o-kadar-cok-sevdim-ki-once-elimde-sonra.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-115014128712974218</id><published>2011-01-04T15:07:00.000+02:00</published><updated>2011-01-04T15:07:32.933+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>acıyı paketlemek...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;suffer &amp;lt; pain &amp;lt; grief &amp;lt; agony &amp;gt; grief &amp;gt; pain &amp;gt; suffer&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="640" src="http://th00.deviantart.net/fs32/PRE/i/2008/224/7/f/Agony_by_Delun.jpg" width="424" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Agony by ~&lt;a href="http://delun.deviantart.com/"&gt;Delun&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sert kahveyi içtim. Bi halt olmadı. &lt;br /&gt;En sert denilen cigaradan üst üste bi kaç tane sardım. Hafif nefesim kesildi merdiven çıkarken, o kadar.&lt;br /&gt;En ucuz votkaları devirdim arka arkaya, gene de ayıldım birkaç saat sonrasında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerimi yaraladım, kanamış. Fark etmedim bile.&lt;br /&gt;Bazı kadınların ciyak ciyak bağırdığı bir operasyona gittim; acı eşiğiniz çok yüksek dedi görevli kadın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen gel de onu bana sor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"gocun, gocuk, gocunmak, gocunuk."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi'tutam bundan dilemeye bile hakkım oysa ki. Benim acıya dair duygularım bencillik ile eş anlamlı bu günlerde. Benim bıçak yarısı harici bütün duygularım, kamuflaj bugünlerde....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-115014128712974218?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/115014128712974218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=115014128712974218' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/115014128712974218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/115014128712974218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2011/01/acy-paketlemek.html' title='acıyı paketlemek...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1690599967819126961</id><published>2010-12-23T09:57:00.002+02:00</published><updated>2010-12-23T10:03:22.044+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><title type='text'></title><content type='html'>sen benim gözlerimin feriydin,&lt;br /&gt;ama ben bile bunun farkında değildim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img height="266" src="http://fc00.deviantart.net/fs71/i/2010/356/a/b/sun_rain_and_lovely_chicken_1_by_supermalade-d35g44g.jpg" width="400" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Photo copyright:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/190548448/"&gt;sun rain and lovely chicken 1&lt;/a&gt; by *&lt;a class="u" href="http://supermalade.deviantart.com/"&gt;Supermalade&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1690599967819126961?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1690599967819126961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1690599967819126961' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1690599967819126961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1690599967819126961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/12/sen-benim-gozlerimin-feriydin-ama-ben.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5315210231476070125</id><published>2010-07-24T11:00:00.000+03:00</published><updated>2010-07-24T11:00:38.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>Kısa Hayat Dersleri-1</title><content type='html'>Erkeklerden beklentilerinizi en somut seviyede tutun.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kadın : "Sevgilim, çevremdeki bütün yaşıtlarım evleniyor..."&lt;span class="fullpost"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adam: " Hiç o topa girme."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kadın: " Aşk?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam: "Cık!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kadın: "Peki, o zaman Ice tea'nin gerisini getirir misin?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam: "Hemen getiriyorum bebeğim!"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5315210231476070125?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5315210231476070125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5315210231476070125' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5315210231476070125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5315210231476070125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/07/ksa-hayat-dersleri-1.html' title='Kısa Hayat Dersleri-1'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-4845532902626500983</id><published>2010-07-02T00:58:00.003+03:00</published><updated>2010-07-02T01:24:09.385+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>...if you dare?</title><content type='html'>Anladım ki bir insanı sevmek, onun size yaşattıklarını sevmek değildir.  Karşınızdakini sırf  “O” olduğu için seviyorsanız, çekici buluyorsanız -ki bir noktadan sonra ikisi birbirini tamamlar- doğru yerdesiniz demektir. Yani demekmiş. &lt;br /&gt;Böyle uzun boylu laflar etmek için bir kere, iki kere hadi bilemediniz 5 kere sevmek yetmez. Bin beş yüz kere seveceksin, acı çekecek, üzelecek, üzeceksin ki anlayabilecek, aradaki farkın ayırtına varabileceksin. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TC0UuBZffII/AAAAAAAACWg/w6uGKqfYnT0/s1600/love_me_if_you_dare_ver2_xlg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TC0UuBZffII/AAAAAAAACWg/w6uGKqfYnT0/s320/love_me_if_you_dare_ver2_xlg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489066301716397186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kişilik aşk olmazmış, göreceksin. Severken eline yüzüne bulaştırıyorsan eğer, beceriksizsen bunu kabul etmeyi bileceksin. Zira ‘Sevmek’ –mış gibi yapmayı kaldırmaz. Saklanmayacak, saklamayacaksın; olmuyorsa ‘olmuyor’ deme cesaretini göstereceksin. Kırıp, dökmeden sevilmiyor, bunu öğreneceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzmemeye çalıştıkça daha beter üzdüğünü anlayacaksın. ‘Üzgünüm’ demen bir halta yaramayacak ama gene de diyeceksin. Çünkü gerçekten üzgün olsan da, karşındakinden öteye gidemez senin ki. O da sana cevap verecek “ Madem üzgünsen neden böyle yapıyorsun?”, diyecek laf bulamayacaksın, susacaksın. Tıpkı senden önce binlerce, milyonlarca terk eden ‘zalim’ sevgilinin davrandığı gibi davranacak, susacaksın; seni anlamasını bekleyeceksin çaresizce. Bütün o kararlı konuşmalar sana zehir olacak; sen zehri akıtırken benliğinden, verdiğin acıyla karşındakini zehirleyeceksin. &lt;br /&gt;Öpüşürken başkasını hayal ettiğin biriyle değil, tam tersine gözlerini bir saniye bile ondan ayırmadan seviştiğin kişiyle beraber olmalı insan. Hiç kimseye haksızlık etmeden sevmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.videodetective.net/flash/players/movieapi/?publishedid=772900" width="320" height="260" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" /&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinin içine bakamıyorsan ya da kafan güzel olmadığı sürece onu arzulamıyorsan, haksızlıkların en acımasızı bu. Bu kadar “-mış” gibi yapmaya içindeki şeytanın dahi hakkı yok.&lt;br /&gt;Bırak acıtacak sahi olsa ‘-di’li geçmiş zamanda kalsın her şey. Zira kırıp, dökmeden sevmek olmuyor. &lt;br /&gt;Aşk iki kişilikse, sadece ‘O’ olduğu için sevdiğin kişinin yanında ol. Başkalarıyla birlikteyken, hayalini kurduğun insana git. Hayalini kurma gerçeğinin yanında ol. Zira şu yaşamdaki en hakiki şey ölümken, kendi gerçeğini seçtiğin, onun peşinden gittiğin için kimse seni suçlayamaz.&lt;br /&gt;Şimdi söyle bakalım Cesaretin Var mı Aşka? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06, Haziran, 2010 İstanbul &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-4845532902626500983?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/4845532902626500983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=4845532902626500983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4845532902626500983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4845532902626500983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/07/if-you-dare.html' title='...if you dare?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TC0UuBZffII/AAAAAAAACWg/w6uGKqfYnT0/s72-c/love_me_if_you_dare_ver2_xlg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-657316023441457074</id><published>2010-06-20T18:02:00.001+03:00</published><updated>2010-06-20T18:08:10.240+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'></title><content type='html'>yatağımın ve benim içime yağmur yağıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;embed src="http://www.videozamani.com/fpembed-3be53e189.swf" quality="high" bgcolor="#000000" width="496" height="405" align="middle" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;p style="margin:3px 0px"&gt;&lt;a title="izlesene" href="http://www.videozamani.com/" target="_blank"&gt;izlesene&lt;/a&gt; - &lt;a href="http://www.videozamani.com/videoizle.php?vid=3be53e189" title="Yüksek Sadakat-içimde Yağmur" target="_blank"&gt;Yüksek Sadakat-içimde Yağmur&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-657316023441457074?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/657316023441457074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=657316023441457074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/657316023441457074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/657316023441457074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/06/yatagmn-ve-benim-icime-yagmur-yagyor.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3604559371348107226</id><published>2010-06-01T22:49:00.005+03:00</published><updated>2010-06-01T23:37:13.768+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Şiir mi? O da ne ola ki?</title><content type='html'>Vakti zamanında bir iş için bu metni kaleme almışım. Sonra kullanılmamış, bilgisayarın bir köşesine atılmış byte'lar olarak kalmış kelimlerim. İçim el vermedi bari şuracağıa koyayım istedim. Buyursunlar, Şiir ne olaki...?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardı ardına dizilmiş kelimelerdir şiirdir.&lt;br /&gt;Şiir duygudur,&lt;br /&gt;Şiir güzelliktir,&lt;br /&gt;Şiir aşktır.&lt;br /&gt;Şiir, şairin aşka gelmesidir.&lt;br /&gt;Şiir edebiyatın ta kendisidir! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir verebileceğiniz hiçbir tanıma, hiçbir kalıba sığmaz. “Budur!” dersiniz, oradan taşar; “Şudur!” dersiniz, elinizle koysanız oracıkta durmaz. Ama illa ki bir tanım isterseniz, ses ve ritmin dilin sözcüklerinde can bulmasıdır şiir. Her şeyi anlatabilirsiniz şiirin dizelerinde; ne çok çektiren o nasırı, kıyıya vuran bir deniz dalgasını, bir vatana duyulan sevgiyi, sadakati ya da Mecnun’un Leyla’ya vuruluşunu… Edebiyat metinlerini dili kullanan araçlar olarak görebilirsiniz; fakat şiirin amacı sadece kendisi olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin yarışı yoktur; kavgası vardır. Varoluş mücadelesi vardır. Şiirde dilin sesini duyarsınız. Yaşsız, zamanın ötesinde bir sestir bu. Size ta Homeros’tan da sesleniyor olabilir, Shakespeare’ den de. Antik Yunan’ın beş ana sanatından biridir şiir. Buradan bakınca, tüm edebiyatın aslında şiirinden geldiğini görürsünüz. Şiir gelişmez, ancak dönüşebilir. Fakat şiir dili günümüzdeki özgürlüğüne çok zorlu süreçlerden sonra kavuşabilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllardır şiirin ne olup olmadığı ya da ne olup, ne olmaması gerektiği, neye göre inceleneceği edebiyatçıların ve edebiyatçı olmayan dilbilimcilerin, düşünürlerin oldukça çok tartıştığı bir mesele olmuştur.  Yakın zamana kadar, yani 20yy.’ın başlarına kadar, şiirde hangi konuların işlenebileceğine az çok hüküm getirmiş olan ve daha ziyade şiirin üslup yönüyle uğraşan edebiyat camiası, geride bıraktığımız son asırda şiirin içine gündelik hayatın girmesiyle neye uğradığını şaşırmıştır. Artık ele alınması gereken konular birken, ikiye çıkmıştır.&lt;br /&gt;Gelin hep birlikte şiirin tarihçesinde neler olup bitmiş bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="529"&gt;&lt;param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf"&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=17080539&amp;amp;width=1337"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="id=17080539&amp;amp;width=1337" allowscriptaccess="always" width="450" height="529"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/17080539/"&gt;Poetry&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://zebr.deviantart.com/"&gt;zebr&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin bugün de geçerli olan bir tanımına göre, şiirsel ile gündelik konuşma dili arasında çok ince bir ayrım vardır: Birtakım sözdizimleri, benzetme ya da eğretileme gibi sanatlarının sıkça ve bilinçli olarak kullanılması, belli bir "şiirsel" ses tonu şiir dilini günlük dilden ayıran özellikler olarak sıralanmaktadır. Fakat bu derli toplu tanım ancak modernizm öncesine aittir.&lt;br /&gt;1910'larda Avrupa’da ortaya çıkan Yeni Ruh anlayışının etkisiyle, şiiri düzyazıdan kesin çizgilerle ayıran, önceden tanımlanmış söz sanatlarını bütünü ile sınırlandıran bakış açısından uzaklaşılmıştır. Şiirin gündelik dilden beslenmesi gerektiği ve ancak bu besinle kendini başına ilerleyebileceği önemli şairler tarafından öne sürülmüştür (örneğin İngiliz şair ve yazar T. S. Eliot). Klasik akım ile yenilikçiliğin kesişme noktalarından birini oluşturan Fransız şair Paul Valery ise, “şiirin gündelik konuşma dilinin içinde özel bölge olduğunu" söyleyerek aradaki yakınlık kadar farklılığa da dikkatleri çekmiştir. Valery'inin şiirle düzyazı arasındaki farklılığı kısaca açıkladığı bir örneği bulunmaktadır: “şiirle düzyazı arasındaki fark, yürümekle dans etmek arasındaki farklılığa benzer.” Açıklarsak, yürüme eyleminde insanın bacakları ve gövdesi, kendi varoluşları dışında bir amaca hizmet etmektedirler; bir yerden başka bir yere gitmenin aracı durumundadır. Fakat dans hareketlerinin kendi varoluşları dışında bir amaçları yoktur. Elimizdeki edebi malzemeye uyarlarsak, düzyazıda da dil bir mesajı iletmenin aracıdır; mesaj iletildikten sonra sözcüklerin ne olduğunun bir önemi kalmaz. Öte yandan şiirde vurgu, sözcüklerin işaret ettiği mesaj üzerinde değil, sözcüklerin bizatihi kendisi üzerinde yoğunlaşır. Şiirde mesaj dilin kendisinden ayrılmaz. Ünlü filozof J. P. Sartre da Qu'est-ce que litterature adlı eserinde (1947; Edebiyat Nedir?, 67, 1982), Valery'nin izinden hareket ederek, yazı dilinin "saydam, geçirgen", şiir dilinin ise "mat, ışık geçirmez" olduğunu, yani kendi dışını gösterme amacı taşımadığını söyler. Bir başka deyişle, şiirde "neyin" söylendiğinden çok, "nasıl" söylendiği önem arz etmektedir. Bu görüşte varoluşçuluğun etkisi açıkça görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TAVu2i57qGI/AAAAAAAACUs/-EqGZbH6Mbk/s1600/poetry.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 375px; height: 289px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TAVu2i57qGI/AAAAAAAACUs/-EqGZbH6Mbk/s400/poetry.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477906405127858274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Varoluşçuluğun karşısındaki akım, yapısalcılıksa şiirle manzume arasındaki ayrımı gereksiz görüp, düzyazıyı da yalnızca saydam bir iletişim aracı saymanın yanlış olduğunu savunmaktadır. Roland Barthes ve Gerard Genette gibi bazı Fransız eleştirmenlere göre, genellikle tüm metinsel anlatılarda öyle ya da böyle kullanılan söz sanatları ancak bir takım yöntemlerle çözülebilirdi. Bu görüşe göre, kurmaca şiiri de, düzyazı da kapsayan bir alan olarak görülmüştür. Zira kurmacalar gerçeğin kendisini vermez, bir takım edebi uzlaşma çerçevesinde gerçeğin dönüştürülmüş, yeniden kurulmuş halini verirler.&lt;br /&gt;Fakat bu getirilmek istenen açıklamalar da şiirin neden farklılaştığını göstermek açısından yeterli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka görüşe göre, “bir şiiri bir dilden bir başka dile çevirirken; çevrilemeyen, çevrilemeden kalan şey neyse, o şiirdir.” Bir şiirdeki aynı duyguları, hatta aynı etkiyi başka bir dilde yeniden kurmak mümkün gibi görünse de, artık orada başka bir şiir olacaktır. Çünkü farklı bir dilde, farklı bir kültür ve gelenek içerisinde okunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiiri aslında kendisiyle en çok özdeşleşmiş kelimelerden biri olan romantizm kuramı açıklamaktadır.  Şiir, düşünceyle açıklanamayacak bir duyusal ya da maddi öğedir romantizme göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin konusu çoğu zaman şiirin bizzat kendisidir.&lt;br /&gt;Tarih boyunca sürmüş tartışmaları aklımızın bir kenarında tutarak şiire kulak vermek en iyisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gerçekten en güzel şiir henüz yazılmamış olandır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3604559371348107226?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3604559371348107226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3604559371348107226' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3604559371348107226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3604559371348107226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/06/siir-mi-o-da-ne-ola-ki.html' title='Şiir mi? O da ne ola ki?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/TAVu2i57qGI/AAAAAAAACUs/-EqGZbH6Mbk/s72-c/poetry.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2554281694355552480</id><published>2010-03-16T13:30:00.004+02:00</published><updated>2010-03-16T14:07:16.708+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Suicide Notes...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S59zjsHwmQI/AAAAAAAACR4/r9UNZU2FSMQ/s1600-h/DSC_7667.JPG"&gt;&lt;img style=" margin: 0px auto 10px; text-align: left; cursor: pointer; width: 345px; height: 229px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S59zjsHwmQI/AAAAAAAACR4/r9UNZU2FSMQ/s400/DSC_7667.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449201131117910274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;İntihar notları tutuyorum gene buaralar.&lt;br /&gt;Her yılın bu zamanı,&lt;br /&gt;Doğum günü arifesi ve ertesi,&lt;br /&gt;oluyor böyle.geliyor hey heyler.&lt;br /&gt;getiriyorlar sağ olsun beni çok sevenler...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2554281694355552480?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2554281694355552480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2554281694355552480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2554281694355552480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2554281694355552480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/03/suicide-notes.html' title='Suicide Notes...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S59zjsHwmQI/AAAAAAAACR4/r9UNZU2FSMQ/s72-c/DSC_7667.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8830867579628225934</id><published>2010-02-08T19:25:00.000+02:00</published><updated>2010-02-08T19:25:00.169+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><title type='text'>Eski Sevgiliden Mektup...</title><content type='html'>Senden ayrıldım diye seni takip etmediğimi nerden çıkardın? Sen ağlarken ben gidiyordum ama “seni hala seviyorum” dediğimde de dürüsttüm. Tıpkı seni ‘terk ederken’ saydığım nedenlerde dürüst olduğum gibi… Evet, seni takip ettim bunca zaman. Acı çekişini ve acını benim de görebileceğim her yerde sergilemeni, ‘bak, bunlar senin yüzünden oluyor!’ demeni izledim. Başka erkeklere, yeni ilişkilere yönelmeni seyrettim uzaktan uzağa. Seni hala seven bir erkek için inan hiç kolay değildi gördüklerime katlanmak. İnanmadın, belki de hala inanmayacaksın ama bana dönmek istemeyesin diye katlandım tüm bunlara. Bir yandan da seni göz ucuyla seyretme sorumluluğunu hissediyordum; çünkü seni bu hale ben düşürmüştüm ve bir delilik yapmandan inan ki çok korkuyordum. Neyse ki bu endişem her geçen gün azaldı; senin çevrene mavi boncuk dağıtmanı seyrederken ki acım hafiflemese de… “Bana başka çare mi bıraktın?” dediğini duyar gibiyim. Haklısın da. O gün de söylemiştim sana : “Ne dersen de bu masada haklı olan sensin. Ben ne dersem diyeyim haksız olarak kalkacağım bu masadan.”&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf"&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=132114243&amp;amp;width=1337"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=132114243&amp;amp;width=1337" height="360" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni özlemediğimi mi düşünüyorsun? Evin baktığım her köşesinde izini görmediğimi mi? Ömrümün sonuna kadar bedenimde sana dair bir iz taşıyacağım; seni unutabileceğimi mi sanıyorsun? Benim için kolay olduğunu düşünüyorsun. Senin gibi bir kadından, hele ki seni severken ayrılmak kolay mı sanıyorsun? Bunca zamandır yanında kaç kere ağladım ben senin? Ya da yanında değilken de toplamda kaç kez ağladım, hiç hatırlıyor musun? Bilmedin ki, bilemezsin ki ben söylemedikçe. Sen o gün ve sonrasında da doya doya ağladın. Tam da senin gibi duygusal bir kadına yakışacak biçimde hüngür hüngür ağladın. Seni bir damla gözyaşına bile kıyamazdım ben, ki hala öyle. Ama sen ağladın ve rahatladın. En azından rahatladığını sanıyorum bu kadar zamandan sonra.&lt;br /&gt;Peki ya beni hiç düşündün mü? Hayatta, ölüm karşısında bile ağlayamayan bu adamı düşündün mü? Her şeyi içinde yaşayan, göğüs kafesinin sol yanı her geçen sene biraz daha sıkışan bu adam acısını neyle bastırdı, nasıl geçirdi sensiz o günlerini? Alkol aldığında midesi yanan, sigarayı zaten içmeyen, tek gecelik ilişkiler kurmayan, gece hayatı olmayan beni düşündün mü benim halen güzel sevgilim… O gün saçlarını yeni kestirdiğini fark etmedim sandın değil mi? Benim sana dair bir şeyi fark etmemem mümkün müydü? Sana “Ne kadar güzel olmuşsun bebeğim” diyememek nasıl can yakıcı biliyor musun? Acı sadece sana mahsus sanıyorsun benim güzel aşkböceğim. “Canparem!” Bana en çok böyle seslenmeni severdim. Ayrılık acısını kendine tekelleşmiş sanma. Benim de en az senin kadar üzüldüğüme inanmıyorsun ama belki de senden çok yandı, acıdı canım. Hissettiğin acıdan diğer duyguların köreldiği için benim de üzülebileceğimi hesaba katmadın. Bana vurdukça vurdun. Kendin acınla bencilleştin. Buna hakkın da vardı. Ne de olsa seni yarı yolda bırakıp giden benim. Senden daha çok üzülüyorsam bunu sonuna kadar hak ettiğimi düşünüyor olmalısın. Öyle olsun benim küçük, güzel sevgilim. Sana “sevgilim” demeyi nasıl özledim bir bilsen! Tıpkı bana gecenin bir yarısı çay yapmanı, proje yazarken beni seyretmeni, oraya buraya saçılmış ıvır-zıvırlarımı sabırla toplamanı özlediğim gibi. Daha çok zaman özleyeceğim seni. Bunu adım gibi biliyorum. Ama gitmek zorunda olduğumu da biliyorum. İkimiz için de böylesinin daha iyi olacağına inan kendimi çok zor ikna ettim. Senin karşısında senden ayrılmak için oturmak, sana dokunamamak, ki dokunsam ikimiz de çözülürdük, o kadar zordu ki. Bunu bugün de anlamanı beklemiyorum.  Belki daha sonra, ilerde bir gün bana hak vereceksin. Benim de üzüldüğümü, acı çektiğimi ve sensizlikte kahrolduğumu anlayacaksın. Belki o gün bana ettiğim bedduaları geri alırsın. Belki de çoktan unutmuş olursun, kim bilir…&lt;br /&gt;Ben seni son nefesime kadar unutmayacağım böceğim.&lt;br /&gt;Bebek… Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin benim için büyümemiş küçük bir kız çocuğu olarak kalacaksın. Bebeğim olarak kalacaksın. Seni hep güzel hatırlayacağım. Aksi mümkün mü ki?&lt;br /&gt;Lütfen daha fazla ağlama. Her gözyaşını hala yüreğimde hissediyorum. Beni düşündüğün anları hissediyorum. Dışarıda yağmur yağıyor, gitme vakti benim için.&lt;br /&gt;Hoşça kal benim küçük, güzel sevgilim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel: &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/132114243/"&gt;Sad Couple&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://shiskababe.deviantart.com/"&gt;Shiskababe&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8830867579628225934?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8830867579628225934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8830867579628225934' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8830867579628225934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8830867579628225934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/02/eski-sevgiliden-mektup.html' title='Eski Sevgiliden Mektup...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-448308109712188736</id><published>2010-02-07T17:40:00.001+02:00</published><updated>2010-02-07T17:40:00.405+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sokak'/><title type='text'>Gece Yarısı Saçmalaması...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22a43jfyEI/AAAAAAAACPM/_mbBGXZdFhg/s1600-h/DSC_7249.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22a43jfyEI/AAAAAAAACPM/_mbBGXZdFhg/s400/DSC_7249.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435170627082242114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oturduğum bina pencere kenarındayken bile başınızın yukarı doğru uzatmadığınız sürece, göğü görmek mümkün değil. Sık ve bitişik apartmanlar arasında, ama gecenin iki buçuğunda dahi ayakta olan insanların olduğu sıradan bir İstanbul sokağı burası. Arabalar açısından biraz işlek bir cadde gibi ara sokak olmasına rağmen.  Kaldırama oturmuş iki adam kulak misafiri olduğum ama bir türlü çıkartamadığım bir dilde konuşuyorlar. Arapça gibi Kürtçe gibi ama bu mesafeden anlamak mümkün değil. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı apartmanın en üst katında genç bünyeleri uyku tutmamış herhalde, ya da onlar da benim gibi nöbetçi yarasalar bu gece. Ya bir müzik sesi ya da bir film diyalogu yaylıyor açık pencereden sessiz sokağa doğru; ya da daha çok muhabbet sesleri.  O apartmanın yerinde bundan 15 sene evvel yıkık dökük tek katlı bir ev vardı. Sonra iş makinaları geldi ve benim şaşkın çocuk bakışlarım ardında kazdılar da kazdılar şu apartmanın temelini. Halen daha inşaat kepçelerinin yakınından geçmeye korkmam bundandır.  İnşaat için değil de sanki beni almaya, kapıp götürmeye gelmişler gibi hissederim her seferinde. Çocukluk travmalarının gerçekten izahı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22bXbjDg_I/AAAAAAAACPU/t6LiIJk15EE/s1600-h/0602.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22bXbjDg_I/AAAAAAAACPU/t6LiIJk15EE/s400/0602.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435171152140141554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki genç güzel kadın siyah, pahallı bir arabaya bindiler tam da şuanda. Geri geri çıkarak terk ediyorlar sokağı, hem de ters ve yanlış yönden. Fakat gecenin bu vakti tek yönlü sokak kavramının elendiği saatler artık… &lt;br /&gt;Hay Allah… Genç yarasalar yatmış bu arada. Ne zaman sustu o televizyon ve söndü salonun ışığı, gözümden kaçtı… Demek ki benim kadar baykuş değillermiş. Onlar gitti, yerlerine havlayan bir köpek geldi, ses unsuru olarak. Kedilere mi havlıyor, yoksa bana mı bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de gecenin yarısı taksiyle eve dönen eğlenceli tipleri seviyorum bu sokakta. Onlardan biri de benim, ondan olsa gerek. İstanbul’un kalbine arabayla 5 dakika olan bu sokağa taksiler iyice sarhoş olmuş, konserden veya eğlence mekanından dönen tipleri taşırlar. Genelde eve girdikleri saatlerde aşağı sokakta oturan hacı amcalar köşedeki camiye, sabah namazına gitmek için kalkmak üzeredirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili annem uykulu bakışlarla salon kapısını aralıyor, &lt;br /&gt;“Sen hala yatmadın mı kızım?” Saate bakıyorum 3’ü çoktan geçmiş. “Şu yazıyı bitireyim yatıyorum annecim” diye cevaplıyorum ışığa bakamayan kısık gözlerini. “Geceyi gündüzü karıştırıyorsun” diye sessizce söyleniyor ve beni sokağın yavaşça azalan sesleriyle baş başa bırakıyor. Son bir sigara daha yakıyorum, aklımda hoşlandığım fakat çoktan yatmış, derdin derin uyuyan bir adam, sokağın ışıklarını seyrediyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-448308109712188736?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/448308109712188736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=448308109712188736' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/448308109712188736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/448308109712188736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/02/gece-yars-sacmalamas.html' title='Gece Yarısı Saçmalaması...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22a43jfyEI/AAAAAAAACPM/_mbBGXZdFhg/s72-c/DSC_7249.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-7217163698430786754</id><published>2010-02-06T18:41:00.003+02:00</published><updated>2010-02-06T18:46:52.654+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izmir'/><title type='text'>İzmir'i Özledim...</title><content type='html'>Hepsi bu. İki satır daha yazarsam kovercem şakır şakır ağlayacam Allahım'a...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cR6RL28I/AAAAAAAACPk/biOhLCHyZ_c/s1600-h/FILE1536.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cR6RL28I/AAAAAAAACPk/biOhLCHyZ_c/s400/FILE1536.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435172156819102658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cSCFc94I/AAAAAAAACPs/GdYlrn1I4Z4/s1600-h/FILE1551.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cSCFc94I/AAAAAAAACPs/GdYlrn1I4Z4/s400/FILE1551.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435172158917375874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cScDVrNI/AAAAAAAACP0/0NVT7RR8MtM/s1600-h/FILE1582.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cScDVrNI/AAAAAAAACP0/0NVT7RR8MtM/s400/FILE1582.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435172165887831250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-7217163698430786754?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/7217163698430786754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=7217163698430786754' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7217163698430786754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7217163698430786754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/02/izmiri-ozledim.html' title='İzmir&apos;i Özledim...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S22cR6RL28I/AAAAAAAACPk/biOhLCHyZ_c/s72-c/FILE1536.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3854397109756455738</id><published>2010-01-31T20:24:00.003+02:00</published><updated>2010-01-31T20:35:21.038+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'></title><content type='html'>Şu erkek denen yaratığın sağı solu hiç belli olmuyor. Hele o erkek sevgili sıfatına haizse çarpı 2! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S2XLKXRbS1I/AAAAAAAACPE/VFQ4B6qmF74/s1600-h/couple2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S2XLKXRbS1I/AAAAAAAACPE/VFQ4B6qmF74/s400/couple2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432971904398609234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Dün gece ben mışıl mışıl uyurken birisine demiş ki "bana gore 'bir insanın basına gelebilecek en müthis sey' bu ara benimle birlikte". Bu cümlede bahsi geçen en müthiş şeyin ben olduğunu düşünüyorum, yani umarım öyledir:) &lt;br /&gt;Teşekkür ederim sevgili insanı; bir insanın en sıkıntılı anlarında pat diye telefon açıp "bana güzel bi şey söyler misin?" ricasına "sen çok güzel bir kadınsın" diyebilecek erkek, bir kadının başına nadiren gelebilecek en güzel şeylerden biridir. "Bir kadının başına nadiren gelebilecek en güzel şeylerden biri" bu aralar benimle bilikte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3854397109756455738?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3854397109756455738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3854397109756455738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3854397109756455738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3854397109756455738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/01/su-erkek-denen-yaratgn-sag-solu-hic.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S2XLKXRbS1I/AAAAAAAACPE/VFQ4B6qmF74/s72-c/couple2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5473618179703729730</id><published>2010-01-05T11:34:00.003+02:00</published><updated>2010-01-05T11:39:05.428+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni yıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S0MHxrWqxdI/AAAAAAAACN8/4JM3C-6RqLw/s1600-h/yeni+y%C4%B1l.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 392px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S0MHxrWqxdI/AAAAAAAACN8/4JM3C-6RqLw/s400/yeni+y%C4%B1l.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423186926316996050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5473618179703729730?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5473618179703729730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5473618179703729730' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5473618179703729730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5473618179703729730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2010/01/blog-post.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/S0MHxrWqxdI/AAAAAAAACN8/4JM3C-6RqLw/s72-c/yeni+y%C4%B1l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2807898143551098531</id><published>2009-09-02T02:59:00.003+02:00</published><updated>2009-09-02T04:11:55.923+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>uykusuzluk...</title><content type='html'>Normal insanların rüya gördüğü saatlerde, ben peşimdeki hayaletlerden kaçıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/Sp3Segaxm-I/AAAAAAAACLE/h5jSfKdQVuM/s1600-h/DSC_2054.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/Sp3Segaxm-I/AAAAAAAACLE/h5jSfKdQVuM/s400/DSC_2054.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376684951690386402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Copyright: Duygu Kocabaylıoğlu&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2807898143551098531?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2807898143551098531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2807898143551098531' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2807898143551098531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2807898143551098531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2009/09/normal-insanlarn-ruya-gordugu-saatlerde.html' title='uykusuzluk...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/Sp3Segaxm-I/AAAAAAAACLE/h5jSfKdQVuM/s72-c/DSC_2054.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1949671774744046993</id><published>2009-06-06T14:43:00.004+03:00</published><updated>2009-06-06T15:05:14.049+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Taşınmak ya da Taşınabilmek?</title><content type='html'>&lt;em&gt;İçime ‘cuk’ diye oturan, beni 10 yıl öncesine asla taşınmak istemediğim bir apartman dairesine götüren bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Murathan Mungan’dan geliyor, &lt;a href="http://www.murathanmungan.com/monthly/monthly-detail.asp?id=28"&gt;Taşınmak&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;Sekiz yıl oturduğum evden taşındım, birkaç ay sürdü parça parça taşınmam. Eşya dediğin nedir ki? Asıl insan kitap, dergi,  CD, DVD ve benzeri kültürel mühimmatın altında eziliyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Her yer değiştirmeyle birlikte kendi içinde de bir yerden bir yere taşınmış oluyor. Taşınmanın gözleri var sanki. Başka türlü bakan, tartan gözleri... Bunca yıl neredeyse sizden habersiz bir köşede birikenleri, paketlerken elden geçirdiğiniz her eşyanın çağrıştırdıklarını, zaman içinde kendinizdeki değişimleri haber veren artmaları, eksilmeleri; gelip geçen hevesleri, gelip geçmeyen tutkuları; bizi biz yapan onca gündelik ayrıntıyı, bütün bunların gölgesinde olup bitenleri, bekleyenleri, ertelenenleri, gerçekleşen ya da gerçekleşmeyenleri bambaşka gözlerle tartıyorsunuz. Bir taşınma sırasında zaman kendisini sıkıştırılmış bir bütünlük içinde hissettiriyor. Kendinize yeni sözler veriyor, yeni kararlar alıyor, yeni oyuncaklar vaat ediyorsunuz. Bazen yalnızca kendinize kurduğunuz tuzakları değiştirmekle kaldığınızı anlıyorsunuz. Benim vardığım dönemeçlere geldiyseniz eğer, belki biraz daha sadeleşme gereksinimi duyuyor, etrafınızı seyreltiyorsunuz. Her taşınma her şeyi lağvetmek demek değil elbet; yeni mevsiminize göre kabuk değiştiriyor, arkanızda zaman ve mekândan yapılmış bir gömlek daha bırakıyorsunuz.&lt;br /&gt;Sonra bir sabah başka bir odanın ışığına gözlerinizi açıp uyanıyorsunuz.&lt;br /&gt;Taşındım. 1 Haziran 2009&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SipaUV8TJoI/AAAAAAAAB_E/R_7UxJjjd7c/s1600-h/empty_room_by_art_o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 286px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SipaUV8TJoI/AAAAAAAAB_E/R_7UxJjjd7c/s400/empty_room_by_art_o.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344183213362456194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://art-o.deviantart.com/art/empty-room-58991341#"&gt;©2007-2009 *art-o&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mekanı ev yapan, onun duvarları, kapıları, pencereleri midir; yoksa içinde yaşayanlar ve yaşananlar mı orayı ev yapar? Bu cümleyi günlüğüme yazdığımda henüz 15 yaşındaydım ve büyük bir taşınma travması yaşıyordum. Kiracısı olduğumuz ve bazı zorluklarla yaşadığımız bir evden, ailecek ‘bizim’ diyebileceğimiz, her tuğlasında, duvarında, penceresinde emeğimiz ve maddi yatırımımız olan bir eve taşınmak üzereydik. Ve ben bu sonu değiştirmeye gücümün yetmeyeceğini bile bile, mıhlanmış gibi oturduğumuz evden kesinlikle taşınmak &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/Sipad-yqVlI/AAAAAAAAB_M/jSym9htilZA/s1600-h/tasinmak.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 174px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/Sipad-yqVlI/AAAAAAAAB_M/jSym9htilZA/s320/tasinmak.jpg" border="0" alt="kutularım / © eras" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344183378946709074" /&gt;&lt;/a&gt;istemiyordum. Orası benim evimdi. Gönlümce boyadığım duvarlarıyla, ilk gençlik aşkımı, ilk hezeyanımı, ilk hayal kırıklıklarımı, ilk isyanlarımı, ilk başarılarımı, velhasıl erginliğimin tarihinde önemli ne varsa yaşadığım tüm ilkler bu eve aitti. Ve bu yüzden benim evimdi orası. İkna edemiyordum kendimi bir türlü İzmir-İstanbul karayolunu gören odamın penceresini bırakmaya. Fakat olacak olan belliydi. Ağlaya zırlaya, duvarlara sarıla sarıla taşındım o evden. Ne zaman yolum o apartmanın önünden geçse, kafa kaldırır odamın penceresine iç geçirerek bakarım aklımda 10 yıl evvel yazdığım o satırlar: Bir mekanı ev yapan, onun duvarları, kapıları, pencereleri midir; yoksa içinde yaşayanlar ve yaşananlar mı orayı ev yapar?&lt;br /&gt;Şimdi bir kez daha saydım, geçen 10 yıl içerisinde 5 kere daha taşınmışım. Ve şunu fark ettim, nedense kiracısı olduğum evleri hep daha bir farklı &lt;br /&gt;sevmişim… Nişantaşı,  2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1949671774744046993?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1949671774744046993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1949671774744046993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1949671774744046993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1949671774744046993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2009/06/tasnmak-ya-da-tasnabilmek.html' title='Taşınmak ya da Taşınabilmek?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SipaUV8TJoI/AAAAAAAAB_E/R_7UxJjjd7c/s72-c/empty_room_by_art_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-403529349489533097</id><published>2008-12-17T21:38:00.001+02:00</published><updated>2008-12-17T21:46:29.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>AZ-ÇOK..</title><content type='html'>çok yedim, çok içtim&lt;br /&gt;sindirmeye bir kasa soda lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az gedim ama çok gördüm, &lt;br /&gt;gördüklerimi sindirmek için yürek lazım. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok okudum, çok da yazdım,&lt;br /&gt;okuyacak okuyucu lazım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok film seyrettim, &lt;br /&gt;çok fotoğraf çektim, &lt;br /&gt;hayatı kadraja aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;henüz az yaşadım ama, &lt;br /&gt;içini çok doldurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok yürüdüm, az koştum, &lt;br /&gt;koşmak çarpıntı yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az gittim, uz gittim,&lt;br /&gt;dönüp dolaşıp,&lt;br /&gt;başlandığım yere vardım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dere tepe düz gittim,&lt;br /&gt;meğerse bir arpa boyu yol almışım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sigara,&lt;br /&gt;çok kahve,&lt;br /&gt;çok şarap, &lt;br /&gt;içtim.&lt;br /&gt;hepsine dayanacak karaciğer lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sevdim,&lt;br /&gt;çok aldattım. &lt;br /&gt;çok gidenim, az kalanım oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok arkadaşım, az dostum oldu. &lt;br /&gt;dostluğa vefa lazımmış,&lt;br /&gt;onu biraz geç anladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok öldüm, az dirildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı'yı çok sorguladım,&lt;br /&gt;çok inandım &lt;br /&gt;ama &lt;br /&gt;az güvendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok bekledim, çok umut ettim,&lt;br /&gt;çok istedim,&lt;br /&gt;çok aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aldığıman fazlasını da geri verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok eğlendim, çok kederlendim,&lt;br /&gt;çok hatırladım, az unuttum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok delirdim,&lt;br /&gt;az kalsın canımdan oluyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok kanadım, &lt;br /&gt;çok aktım. &lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;bunların hepsini de aynı yürekle yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün benim doğum günüm,&lt;br /&gt;ve,&lt;br /&gt;eğer Dante gibi ortasındaysam ömrün,&lt;br /&gt;tüm bunları&lt;br /&gt;daha da çok yaşamak tek dileğimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MART 2008&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-403529349489533097?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/403529349489533097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=403529349489533097' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/403529349489533097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/403529349489533097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/12/az-ok.html' title='AZ-ÇOK..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5494623293154076052</id><published>2008-12-14T16:06:00.006+02:00</published><updated>2008-12-14T16:35:15.564+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><title type='text'>Bütün Mesele "Issız Kadın" Olmak ya da Olmamak...</title><content type='html'>Bir ilişki hayal edin.&lt;br /&gt;Deliler gibi aşıksınız ama aynı zamanda köpek gibi sürünüyorsunuz.&lt;br /&gt;Tutku hat safhada.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Beraber yaşadığınız, paylaştığınız anların hayatınızın en muhteşem dakikaları&lt;br /&gt;olduğunu hissediyorsunuz ki, öyle gerçekten de.&lt;br /&gt;Size küstüğünde, barışmanız için kapısında yatmaktan sizi kimse alıkoyamıyor.&lt;br /&gt;Kendisi bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiniz bile kendinize, yüreğinize, ruhunuza hakim olamıyorsunuz.&lt;br /&gt;Kopup koyvermek dedikleri, bu işte.&lt;br /&gt;Aşka tutuluyorsunuz.&lt;br /&gt;O herkesten farklı sizin için.&lt;br /&gt;Herşey çok daha anlamlı onun yanındayken.&lt;br /&gt;Bir insan uyurken yanındaki sevgilisini özler mi?&lt;br /&gt;Özlüyorsunuz işte.&lt;br /&gt;Hiç gitmesin, sizi bir an olsun bırakmasın istiyorsunuz.&lt;br /&gt;"Aynı bedende caaan gibiyiz" olmak istiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="552"&gt;&lt;param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf"&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=58603396&amp;amp;width=1337"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=58603396&amp;amp;width=1337" height="552" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/58603396/"&gt;passion&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://bersty.deviantart.com/"&gt;Bersty&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattaki en basit şeyler bile,&lt;br /&gt;Bir bardak çay, bir bulmaca çözmek bile,&lt;br /&gt;Aşkın dokunuşuyla daha keyifli hale geliyor.&lt;br /&gt;Fakat bir yandan da örseleniyorsunuz.&lt;br /&gt;Örseliyorsunuz birbirinizi.&lt;br /&gt;Bu "ya bir gün onu kaybedersem?" korkusundan daha farklı,&lt;br /&gt;daha acı verici olanı budur işte.&lt;br /&gt;Çok sevdiğiniz ve sevildiğiniz için,&lt;br /&gt;karşıdan herşeyi isteyebileceğinizi sanıyorsunuz.&lt;br /&gt;Ve o da aynı şekilde sizden herşeyi istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, en iyi dostunuz ya da aileniz dahi teklif etse&lt;br /&gt;kabul etmeyeceğiniz şeyler talep edebiliyor sizden.&lt;br /&gt;Öncellikle kendinizi değiştirmenizi istiyor.&lt;br /&gt;Sonra 'bazı' arkadaşlarınızla görüşmemenizi istiyor.&lt;br /&gt;Kıskançlık tavan yaptığında hayatı burnunuzdan getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bu ya,&lt;br /&gt;çaba gösteriyorsunuz siz de.&lt;br /&gt;"Onca şey yaptım senin için; bu istediğim bu kadar zor mu?"&lt;br /&gt;diyor,&lt;br /&gt;"Bu kadar zor olmamalı" diyorsunuz,&lt;br /&gt;ama olduğundan daha bile zor geliyor aşkın yükü.&lt;br /&gt;Olmadıkça örseleniyorsunuz.&lt;br /&gt;İlişki örseleniyor,&lt;br /&gt;fakat tutku bu işte tam da;&lt;br /&gt;örselenmek tutkunuzu bütünleyen şey haline geliyor.&lt;br /&gt;"Daha fazla olmayacak, dayanamıyorum" diyorsunuz&lt;br /&gt;Ama karşınıza geçtiğinde yelkenler gene suya iniyor.&lt;br /&gt;Karşılıklı tabii,&lt;br /&gt;Sizden ayrılmaya geldiği kafeden sarmaş dolaş çıkıyorsunuz.&lt;br /&gt;Birbirinize daha anlayışlı olacağınıza dair sözler vererek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçiniz yanarak,&lt;br /&gt;"Bu ikili delilik sona erse" diyorsunuz,&lt;br /&gt;ama sadece lafta kalıyor;&lt;br /&gt;aşk peşinizi bırakmıyor.&lt;br /&gt;Bırakmaz da zaten.&lt;br /&gt;Nereye kaçarsanız kaçın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama örselenmek de bir yere kadar,&lt;br /&gt;Aşkın gücü bir yere kadar uzanabiliyor,&lt;br /&gt;Acıdan beslenen tutku bir yere kadar yetiyor.&lt;br /&gt;ve sonra,&lt;br /&gt;bitiyor.&lt;br /&gt;İşte köpek gibi süründüğünüz yer burası.&lt;br /&gt;Köpek gibi acı çekerek, bitmesin diye salya sümük ağladığınız yer burası.&lt;br /&gt;"Bitmesin, gitmesin;&lt;br /&gt;herşeye razıyım. Yeter ki geri gelsin..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yetmiyor işte geri dönmek,&lt;br /&gt;her şey aynı, yerli yerindeyken,&lt;br /&gt;beraberliğinizde bir toplu iğnenin yeri değişmeden,&lt;br /&gt;safi tutkuyla biraraya gelmek yetmiyor.&lt;br /&gt;Yetemiyor.&lt;br /&gt;O müthiş aşk bir noktaya kadar dayanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="386"&gt;&lt;param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=15835288&amp;width=1337" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=15835288&amp;width=1337" height="386" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/15835288/"&gt;I Dont Love You&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://pedrocastro.deviantart.com/"&gt;pedrocastro&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, aşkınızın dışında götürdüğünüz bir başka yaşam var,&lt;br /&gt;ve tıkanıyor.&lt;br /&gt;Sekteye uğruyor.&lt;br /&gt;Aylarca herşeyden kopuyorsunuz;&lt;br /&gt;İlişkinizi düzeltmeden hiçbir şeye el atamıyorsunuz.&lt;br /&gt;Ama kör topal da,&lt;br /&gt;yaşanmıyor hayat.&lt;br /&gt;Aşkın merkezde durduğu,&lt;br /&gt;ve herşeyin onun çekim merkezinde döndüğü,&lt;br /&gt;tutkunun dengesizliğinde,&lt;br /&gt;bir hayat,&lt;br /&gt;okula, işe gitmeniz ve&lt;br /&gt;para kazanmanız gereken,&lt;br /&gt;diğer hayatla uyuşmuyor.&lt;br /&gt;Gitmiyor işte.&lt;br /&gt;Ya tam olacaksınız,&lt;br /&gt;ya hiç.&lt;br /&gt;Ne aşk,&lt;br /&gt;ne onun dışında dönen hayat,&lt;br /&gt;yarım yamalak yaşanmıyor;&lt;br /&gt;yaşamanıza izin vermiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve,&lt;br /&gt;nihayet bitiyor..&lt;br /&gt;Ölümcül tutkunuzu kazıyıp içinizden atmak istiyorsunuz.&lt;br /&gt;Onsuz daha iyi olacağınıza emin olarak.&lt;br /&gt;Aşk,&lt;br /&gt;tutkusuz kalıyor,&lt;br /&gt;Bir şeyler bitiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, saygı, özlem, acı hepsi aynı tren kompartmanına binip,&lt;br /&gt;Size el sallıyor.&lt;br /&gt;Herkes daha iyi olacağınızı,&lt;br /&gt;zaten çok yıprandığınızı söylüyor.&lt;br /&gt;Teselli bulmaya çalışıyorsunuz bir şekilde.&lt;br /&gt;Zaman en iyi ilaçtır deniyor,&lt;br /&gt;kanıyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğiniz kanıyor,&lt;br /&gt;Öyle çok göz yaşı döküyorsunuz ki,&lt;br /&gt;Boğazın sularına bile küçümseyerek bakıyorsunuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hayat, mecburen elinizden tutuyor.&lt;br /&gt;Yaşamaya 'kaldığınız yerden' devam etmenin yükü,&lt;br /&gt;sizin dışınızdaklere kaşı sorumluluklarınızla,&lt;br /&gt;unutmaya çabalıyorsunuz.&lt;br /&gt;unuttum numarası yapıyorsunuz,&lt;br /&gt;"gün gelir unuturum" sanıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka hayat seçiyorsunuz,&lt;br /&gt;kuruyorsunuz kendinize,&lt;br /&gt;mutlu olmanın daha az acılı yollarını arıyorsunuz,&lt;br /&gt;ve belki de keşfediyorsunuz hakikatten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi,&lt;br /&gt;tutkunun sarıp sarmalıdığı bir "efsane" olmasa da,&lt;br /&gt;rüyada olmadığınızın bilmenin güveni ile,&lt;br /&gt;kendinizi sağlam hissediyorsunuz.&lt;br /&gt;"Herşey düzgün" diyorsunuz ki,&lt;br /&gt;düzgün görünüyor gerçekten de...&lt;br /&gt;Fırtınasız bir iskeleye demirleyip,&lt;br /&gt;dalgakıranın gerisinde duruyorsunuz;&lt;br /&gt;Ayağa kalktığınıza inanıyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu satırları bana döktüren,&lt;br /&gt;Çağan Irmak'ın gişeleri kasıp kavuran filmi Issız Adam.&lt;br /&gt;Yaklaşık iki saatlik seyirliğin tümü bir yana,&lt;br /&gt;Zira herkesin tutkusu kendine has,&lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;o tutkulu aşktan sonra,&lt;br /&gt;erkeğin ve kadının kurduğu ya da kuramadığı&lt;br /&gt;hayatlar,&lt;br /&gt;kadın ve erkek denen canlının farkını&lt;br /&gt;insana bir daha hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl film,&lt;br /&gt;Asıl hayat,&lt;br /&gt;Aşkın kendisinde değil,&lt;br /&gt;sonrasında başlıyor çünkü...&lt;br /&gt;İster dalgakıran arkasına demirlemiş olun,&lt;br /&gt;İster halen okyanus dalgalarının sırtında..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=75308418&amp;width=1337" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=75308418&amp;width=1337" height="360" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/75308418/"&gt;I broke up&lt;/a&gt; by ~&lt;a class="u" href="http://lightships.deviantart.com/"&gt;lightships&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://www.deviantart.com"&gt;deviant&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.deviantart.com"&gt;ART&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5494623293154076052?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5494623293154076052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5494623293154076052' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5494623293154076052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5494623293154076052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/12/btn-mesele-issz-kadn-olmak-ya-da.html' title='Bütün Mesele &quot;Issız Kadın&quot; Olmak ya da Olmamak...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5684086144778709225</id><published>2008-11-26T10:20:00.002+02:00</published><updated>2008-11-26T10:40:41.577+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'></title><content type='html'>kış uykusuna yatmak istiyorum,&lt;br /&gt;ayılar gibi,&lt;br /&gt;kaplumbağalar gibi,&lt;br /&gt;şalteri indirip 3-4 ay aralıksız uyumak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarı aralık pencereden kızarmış ekmek kokusu geliyor, &lt;br /&gt;kalkıp kahve yapmak ve &lt;br /&gt;kitap okumak istiyorum,&lt;br /&gt;dışarda doğan güne rağmen &lt;br /&gt;gene uyuyorum. &lt;br /&gt;uyuyorum &lt;br /&gt;ve &lt;br /&gt;kabus görüyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5684086144778709225?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5684086144778709225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5684086144778709225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5684086144778709225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5684086144778709225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/11/k-uykusuna-yatmak-istiyorum-aylar-gibi.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6462830428118029367</id><published>2008-11-03T00:45:00.002+02:00</published><updated>2008-11-03T01:04:30.504+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'></title><content type='html'>Bazen "yanlış mı yapıyorum?" diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;Edebiyatla profesyonel ya da amatörce ilgilenen herkes yazdığı/karaladığı herşeyi basılı mecralara gönderirken, edebiyat dergilerinin kapılarını aşındırırken, ben sadece "online" kaldım. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Editörlüğünü kendi yaptığım lise dergisi dışında kağıt üstüne hiçbir şiirim basıldı henüz. halbuki 10 yıldan fazladır iyi kötü yazıyorum. İnsan kalkar yollar değil mi bir ktap-lık olsun, bir varlık olsun, ne bileyim bir Simge dersin olsun. Fazin yapar ya da! &lt;br /&gt;Edebiyatla ilgili bloglara bakıyorum, insanlar basılı mecralarda çıkan yazılarının/eserlerinin "kopyasını" dijital ortama koyup, daha çok insana ulaşmayı hedefliyorlar. &lt;br /&gt;Bense çat diye en orjinal haliyle beni okumayan blog okuyucularımla edebi derinliğimi paylaşıyorum. &lt;br /&gt;Salak mıyım neyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak mesela abudik bir mahkeme kararı doğrultusunda internetin şalteri indiriliyor ve benim pek özlü sözlerim 01010101001 verileri olarak Silikon Vadisi'nin herhangi bir server'ında uslu uslu erişilmeyi bekliyorlar...&lt;br /&gt;Yani dijitalsen bir varsııın, bir yoksun!&lt;br /&gt;Büyük ihtimalle de yoksun. &lt;br /&gt;Zira 3000 yıl önce parşömene yazılmış şeyler halen değerli. &lt;br /&gt;Fakat ani bir elektirik kesintisi nedeniyle ekrana bakarak döktürdğün herşey bir anda kaybolabilir... &lt;br /&gt;Daha kötüsü doğrudan blog penceresine yazıyorsan bir tarayıvı hatası kelimelerine mal olabilir.(Bloggerlara hitabe)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım benim baya baya uykum geldi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6462830428118029367?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6462830428118029367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6462830428118029367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6462830428118029367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6462830428118029367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/11/bazen-yanl-m-yapyorum-diye-dnyorum.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5205103667376625836</id><published>2008-11-02T17:32:00.008+02:00</published><updated>2008-11-03T00:39:18.935+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol notları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Yol Notları-23.55</title><content type='html'>Bu kişisel günlük tarihe not düşsün.&lt;br /&gt;Bugün ikibin sekiz yılının haziran ayının yirminci günüydü.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ4o6RRjNSI/AAAAAAAABlo/CL0xLoqZfnM/s400/DSC_7835.JPG" style="text-align: right;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 268px; " border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264189995977225506" /&gt;&lt;br /&gt;Gece.&lt;br /&gt;Yoldayım.&lt;br /&gt;Gene.&lt;br /&gt;Hep.&lt;br /&gt;Her zaman olduğu gibi.Modern zaman bedevisi.&lt;br /&gt;Kulağımda güzel bir kadın İspanyolca ayrılık acısı çekiyor,&lt;br /&gt;ben ışıklar içinde sanayi sitelerinden geçiyorum.&lt;br /&gt;Neresindeyiz bu gidişin bilmiyorum.&lt;br /&gt;Ne zaman uyuyup uyansam&lt;br /&gt;böyle oluyor zaten.&lt;br /&gt;Uyurken yolu kaçırıyorum...Hayatı kaçırıyormuşum gibi hisediyorum...&lt;br /&gt;Parayı bastırınca bu ülkenin en lüks koşullarında oluyor yolculuk,&lt;br /&gt;ama,&lt;br /&gt;oturduğum cam kenarından ay görünmüyor!&lt;br /&gt;"Parayla saadet olmuyor"&lt;br /&gt;bazen gerçek olabiliyormuş demek ki...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Uyudum, uyandım.&lt;br /&gt;Uykuya yoldan daha çok ihtiyacım varmış meğersem,&lt;br /&gt;Neyseki hala yoldayım.&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ4o6KSs_RI/AAAAAAAABlY/5gFyjWIbKCE/s400/DSC_2655.JPG" style="text-align: right;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 268px; " border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264189994103012626" /&gt;&lt;br /&gt;Hala gidiyorum.&lt;br /&gt;Solda güneş yükseliyordu güneye giderken...&lt;br /&gt;Tam da "konsepte" uyardı şimdi. Olsa da dinlesem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun virajlarında savrulurken,&lt;br /&gt;hayatımın geri kalan virajlarını düşünüyorum.&lt;br /&gt;Yolda virajı önceden kestirebiliyorsun.&lt;br /&gt;Hatta uyarı levhaları var,&lt;br /&gt;seni haberdar eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yaşamda öyle mi?&lt;br /&gt;Olmuyor işte öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse, kimsenin deneyimini umursamıyor.&lt;br /&gt;Herkes kendi Amerikasını baştan keşfediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Haziran 2008&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5205103667376625836?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5205103667376625836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5205103667376625836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5205103667376625836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5205103667376625836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/11/yol-notlar-2355.html' title='Yol Notları-23.55'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ4o6RRjNSI/AAAAAAAABlo/CL0xLoqZfnM/s72-c/DSC_7835.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3853587439663739666</id><published>2008-11-02T16:43:00.004+02:00</published><updated>2008-11-02T17:31:44.144+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>adsız-2</title><content type='html'>kulağımda komşu balkondan gelen &lt;br /&gt;rüzgar çanının sesi,&lt;br /&gt;annemin dizlerinde sallandığım günlerin ninnisi gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uykuya dalmakta direniyorum,&lt;br /&gt;canınından bezdiriyorum kadıncağızı&lt;br /&gt;sesi biraz daha kulaklarımda kalsın diye..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyudu da büyüdü ninni,&lt;br /&gt;büyümez olaydı keşkeeee....&lt;br /&gt;dandini dandini das dana&lt;br /&gt;neler de sığdı&lt;br /&gt;şu kısa hayata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğlenirken kendimle,&lt;br /&gt;rüzgar hiç bitmesin, &lt;br /&gt;komşunun çan susmasın istiyorum.&lt;br /&gt;Beni benle, &lt;br /&gt;sesimi kafamdaki sesle baş başa bırakmasın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"la ilahe illallah"lar eşliğinde sabah ezanı okunuyorken,&lt;br /&gt;dua ediyorum, &lt;br /&gt;sen beni akıl sağlımdan etme yarabbim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3853587439663739666?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3853587439663739666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3853587439663739666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3853587439663739666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3853587439663739666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/11/adsz-2.html' title='adsız-2'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8240778037427906414</id><published>2008-10-15T15:43:00.001+02:00</published><updated>2008-11-02T16:30:25.855+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>adsız-1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ25RnJO_EI/AAAAAAAABlQ/RRAH3stSnnY/s1600-h/kar.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ25RnJO_EI/AAAAAAAABlQ/RRAH3stSnnY/s400/kar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264067251682606146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kıştı.&lt;br /&gt;soğuk öğrenci evlerinde ısınmak için,&lt;br /&gt;birbirimize sokulur, sevişirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toyduk henüz hepimiz,&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;gençlerin sevişmesi&lt;br /&gt;"ahlaka mugayir" davranışlardan sayılmıyordu&lt;br /&gt;o günlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neye elimizi atsak,&lt;br /&gt;başarmış sayıyorduk kendimizi.&lt;br /&gt;hayat yeni başlıyor&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8240778037427906414?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8240778037427906414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8240778037427906414' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8240778037427906414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8240778037427906414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/10/adsz-1.html' title='adsız-1'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SQ25RnJO_EI/AAAAAAAABlQ/RRAH3stSnnY/s72-c/kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2401585029999359989</id><published>2008-09-02T01:42:00.000+02:00</published><updated>2008-09-02T01:43:10.637+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Yazıyla aram rakamlarla olduğundan hep daha iyi gitti.</title><content type='html'>Yazıyla aram rakamlarla olduğundan hep daha iyi gitti. Bir türlü ısınamadım rakamlara, sayılara ve onları peşinden sürükleyen matematiğe. Türkçe kitaplarındaki okuma parçalarını hep yeğledim çözdüğüm alışveriş problemlerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne aklımda belli bir numarayı tutabilirim, ne de ezberime sayısal düzenden bir seri rakam kaydedebilirim. Cep telefonunu en çok yanımda küçük bir fihrist taşıma derdinden kurtulduğum için sevdim mesela. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Vatandaşlık, vergi numarası gibi bir sürü resmi bela çıkartıyor devletler başımıza. Hayretle izlediğim insanlar var ezberlerinden okuyorlar kendilerininkini. Oysa ancak hatırlıyorum ben hangi yılın hangi ayında doğduğumu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon numaramı üç-beş-altı diye tekrarlayınca gülümsüyor insanlar bana. Sanırım halen tek basamaklara ancak geçtiğimi bilmiyorlar.  Oysa ben hangi dilde telefon numaralarının üç-beş-altı; hangisinde ‘üç yüz altmış beş’ olarak okunduğunu bilecek kadar yazınsal bilgiye haizim. Ama matematiğin daima yazıya tercih edildiği bir kültürde para etmiyor kalem üstadı olmak.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekler gırla bende. Al birini vur  ötekine. &lt;br /&gt;Misal bizatihi kendisi 010101010010101010100111110101 gibi absürd bir düzenden oluşan şu bilgisayar denen merette, bir ‘yazı yazma programı’ var, ‘Word’ diyor ecnebiler; ‘Kelime’ diyor bizim öz-Türkçe’ciler.  Yazı yazma programı da ilginç bir tanım oldu doğrusu, mürekkepten nerelere geldik… Her neyse.  Ben bu programın- ve benzerlerinin- içini dışını bilirim. İşin içinde yazıyla ilgili bir şey varsa, öğrenmediğim, kurcalamadığım incik cıncık kalmaz. Eh bu sistemin bir de hesapla ilgili yönü var tabii ister istemez. Gene sevmediğim konulara geldik.  Bu kadar samimiyetten sonra size Excel’de toplama çıkarma yapma özürlü olduğumu söylesem herhalde şaşırtıcı olmaz. Sandığınız gibi öğrenmemekte inat etmiyorum, bilakis ilkokuldakinden daha hevesliyim. Acaba rakamları hiç sevmediğimden mütevellit kendi kendime bir savunma mekanizması geliştirmiş olabilir miyim? Belki de olabilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi birinci yüzyılın sanal dünyasında sıradan insanlardan daha fazla yer işgal edip, nerden baksanız on yıldır bir şekilde ‘kullanıcı adı ve şifresi’ kutucuklarıyla karşı karşıya kalan bir kul olarak ne kadar acı çektiğimi sanırım daha iyi anlayabilirsiniz.  Bir ara içinde yaşadığım yıla göre sözüm ona sistemli bir şifre kullanmaya kalktım, sonra nereye, hangi siteye hangi yılda kayıt olduğumu hatırlayamadığımda bu çabam da boşa gitti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlıkla uyuşmayan bu yönümden dolayı banka işleriyle ilişkimi minimum düzeyde tutmaya çalışıyorum. Süpermarkette şifremi ‘bir an’ düşünüp girdiğimde bana şüpheli gözlerle bakan kasiyerleri de buradan ayrıca kınıyorum. Sanırım beni en iyi, yedi-sekiz tane kredi kartı kullanıp, hepsinin şifresini doğum tarihleri yapan hafıza fakiri insanlar anlayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıdaki rakamlardan bile kaçmaya çalışıyorum çoğu zaman. Misal bilgisayar tarifi dışında burada da rakam bulmazsınız. Zira benim üç diye yazdığım 5 , dokuz diye yazdığım 4’e dönüşüyor bir anda…anlamıyorum. &lt;br /&gt;Anlamadığımı da onlar anlamıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sevmiyorum rakamları kısacası.&lt;br /&gt;Hiç de sevmedim onlarla gelen her hangi bir şeyi. &lt;br /&gt;Bu dünyada ne kadar ikamet ettiğinizi bile onlar ölçüyor. &lt;br /&gt;Ölçüp biçmek bana göre değil.&lt;br /&gt;Hiç de olmadı.&lt;br /&gt;Bu kelimelerimi de, ‘yazı’yı rakamlardan daha çok sevenlere armağan ediyorum.&lt;br /&gt;Bir gün iktidar dönüp dolaşıp yazıya gelecek; o zamana kadar sabrediyorum.. :)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2401585029999359989?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2401585029999359989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2401585029999359989' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2401585029999359989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2401585029999359989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/09/yazyla-aram-rakamlarla-olduundan-hep.html' title='Yazıyla aram rakamlarla olduğundan hep daha iyi gitti.'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5880848930673158114</id><published>2008-03-15T14:45:00.000+02:00</published><updated>2008-09-02T14:50:56.574+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>Sandukadan Çıkanlar-4</title><content type='html'>kağıtlar dağıtıldıktan sonra &lt;br /&gt;masadan kalkamazsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız kabuslar görüyordu… öyle kabuslar ki, senaryolaştırsa korku filmi bile çekilebilirdi belki. Kabusunda gördüğü her nesne , her mekan, çorap gibi sökülerek eriyip, kayboluyordu. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Bacaklarını toplayıp, ne kadar yukarıya tırmanırsa tırmansın sökülen sıralar hızla onu takip ediyordu; kendi sonunun yaklaştığını anladığındaysa duyulmayan çığlıklar içinde uyanıyordu… aylardır, dizi film gibi, aynı kabusu görüyor ve hiçbir şey yapmıyordu.. yapmamayı tercih ediyordu… sıkıntılı zamanlarında olurdu böyle şeyler..yıllar önce, ailesinden ilk ayrıldığı aylarda kollarında çıkan kırmızı, kaşıntılı benekler gibiydi tıpkı bu kabuslar da… nasıl olsa geçeceklerdi… tıpkı, kendisine tecavüz edildiğini ve her seferinde teslim olduğunu gördüğü kabuslar gibi… ne garip.. her sene gördüğü kabusların senaryosu değişiyordu. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktı, köpüklü bir bira daha dolurdu kendine. Erkeklerle, insanlarla baş etmeyi öğrenmişti; ama, hala köpüksüz bira koyamıyordu bardaklara… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey, saçma sapan bir hızla değişiyordu… Yıllar önce elinle koyduğunu, bir daha asla yerinde bulamıyordu insan. &lt;br /&gt;“Geri dönüşümü olmayan hayatımı var gücümle tüketiyorum.”  kendiyle konuşmaya devam ediyordu son yarım saattir. “Öteki sapaktan dönseydim, başıma ne geleceğini neden bilemiyorum?” Kaderin ana rahmindeyken çizildiğine inanmıyor olsa da, “keşke?” demekten kendini bir türlü alamıyordu… keşke o gün o kapıdan girmesiydim, keşke ona kapıyı hiç aralamasaydım… ve daha bir sürü zırva beynini kurcalıyordu… ah şu teknoloji insan beynine de uygulanabilseydi keşke! Bir “C:/ format” atabilse zihnine… anılarına, anlarına. &lt;br /&gt;“fabrika ayarlarına”  geri dönüşü olsa… işe yaramayan, virüslü dosyaları ayıklasa; sadece sağlamlar kalsa geriye… &lt;br /&gt;“None Regrets! diyerek sen kendini kandır kızım, çevrendekiler o pişmanlıklarını bir bir yazıyor defterlerine… amaaan  başlarım onların defterlerine de…” &lt;br /&gt;Kuzeni “Boktan bir hayat felsefen var!” derken, haklımıydı acaba? Peh! Sanki, kuzenin kendisi çok düzgündü de...Kimin umurunda! &lt;br /&gt;Aldatmalar, aldatılışlar, gitmeler…&lt;br /&gt;Sahi hiç aldatıldı mı acaba? Hiç bilmiyordu bunu… Evet, kullanılarak, oynanarak hislerinin aldatıldığı pek çok an oldu ama, en azından klasik manasıyla aldatılmamıştı. Bu bir avuntu olabilir miydi peki? &lt;br /&gt;“O kadar çekici ve dişi bir hatunum ki kimsenin g.tu beni aldatmayı yemez…Yok canım, git işine! Çocuk mu kandırıyorsun be güzelim. Uyan, ayıl da, kendine gel. Millet senden alacağını aldı, sktrdi gitti. Daha neyi gözüne sokayım, Tanrı aşkına?” &lt;br /&gt;Kendine kızdığı kadar hiçbir şeye, hiç kimseye kızmıyordu aslında.&lt;br /&gt;İnsan kaderini kendisi çizebiliyorsa, hatuncuğumuz kendi elleriyle hayatını mahvetmiş demektir. Şimdi, en başa sarıp bakalım desem, bu zoraki melonkolikten, eminim ki,  herkes çok sıkılacaktır… En güzeli ufak örneklerle geçiştirmek… tıpkı, şu son günlerde dönen, popüler cips reklamlarında açlığın geçiştirildiği gibi… Misal 1: Ona en çok değer veren kişileri yanlış seçimleriyle kendiden kaçırarak, sonrasında “Neden yalnızım?” diye kederlenmek…&lt;br /&gt;Misal 2: İki yıl önce, mevsimin gene bu tatlı zamanlarında, sabah ezanına kadar şarap içip yazdığı şu satırlar: “Neden beni kendinden çok sevenleri umarsızca kırıp acıtıyorum da, sevgimi hiç hak etmeyenlere yüreğimi sonuna dek açıyorum?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmadığını, olmayacağını zar zor kabul edip, kabul etmiş görünüp, sonra da Tanrı’ya kızmak… Her biri olgunlaşmanın yaşanması gereken(!) parçaları olamayacak derecede ağır geliyor zaman zaman… &lt;br /&gt;“Faturayı neden böylesine ağır faizlerle ödüyorum?” &lt;br /&gt;Sonra bir parça çalmaya başlıyor, hani kendine inancını yeniden geri getiren…Tanrıyı 3 dakkalığına olsun bir kenara bırakıp, sadece sözlerine tapabileceğin, o içine işleyen, seni okuyan yıllanmış parça... sen daha ufacık bir çocukken bestelenmiş ve günün birinde yaşam kaynağına dönüşen o sözler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra…&lt;br /&gt;Sonra, her şey değişiyor; her şey geçiyor. &lt;br /&gt;Geceye mumlar yakıyorsun,&lt;br /&gt;gene köpüğü kaçırılmış bira döküyorsun bardaklara… &lt;br /&gt;Ve kendi şerefine kaldırmanın keyfini çıkartıyorsun! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5880848930673158114?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5880848930673158114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5880848930673158114' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5880848930673158114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5880848930673158114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/03/sandukadan-kanlar-4.html' title='Sandukadan Çıkanlar-4'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-4850299785415098854</id><published>2008-03-10T14:39:00.001+02:00</published><updated>2008-09-02T14:45:22.410+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Sandukadan Şiiler-3</title><content type='html'>Nerden gelir takılır insanın peşine eski şarkılar,&lt;br /&gt;mırıldanırken kemirir içini,&lt;br /&gt;ne başını hatırlayabilirsin&lt;br /&gt;ne de yarım yamalak cümlelerini&lt;br /&gt;sana anımsattıkları da yarım yamalaktır çünkü.&lt;br /&gt;“insan unutmak istediğini unuturmuş”&lt;br /&gt;palavrası çarpar yüzüne,&lt;br /&gt;gidememenin can sıkıntısıyla&lt;br /&gt;arafta debelenir kalırsın...&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;damarlarında rh pozitif kanı yerine &lt;br /&gt;yüksek oranda fermante üzümsuyu, yanmış tütün kokusu, yavan kafein tadının &lt;br /&gt;işte acıyı uyuşturacak ne varsa, &lt;br /&gt;gezindiğini hissediyordu.&lt;br /&gt;ayık kalmayı sevmezdi pek;&lt;br /&gt;ayıkken farkındalığı artıyor, &lt;br /&gt;bazı bazı dayanılmaz haller alıyordu. &lt;br /&gt;zeki bir aptal, &lt;br /&gt;akıllı bir deliydi; &lt;br /&gt;hepsini birden taşımak öyle zordu ki.&lt;br /&gt; ve &lt;br /&gt;hepsinin farkındalığında olmak...&lt;br /&gt;koşarak gitmek isterken, &lt;br /&gt;iki ileri bir geri gidememek gibiydi &lt;br /&gt;yaşamak bu aralar.&lt;br /&gt;bir iyi&lt;br /&gt;bir kötü.&lt;br /&gt;ama &lt;br /&gt;negatiflerin, &lt;br /&gt;pozitifleri &lt;br /&gt;elediği bir yaşamda &lt;br /&gt;kanının rh pozitif akması &lt;br /&gt;pek de &lt;br /&gt;kâr etmiyordu o kış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-4850299785415098854?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/4850299785415098854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=4850299785415098854' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4850299785415098854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4850299785415098854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/03/sandukadan-iiler-3.html' title='Sandukadan Şiiler-3'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8187873025004855662</id><published>2008-03-03T14:28:00.000+02:00</published><updated>2008-09-02T14:38:24.470+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>Sandukadan Şiiler-2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SL0zQ2V6aiI/AAAAAAAABIc/j209DPwlWtc/s1600-h/istanbul%26vapur.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SL0zQ2V6aiI/AAAAAAAABIc/j209DPwlWtc/s400/istanbul%26vapur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241401905887472162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız,&lt;br /&gt;uzaklardaki bir geminin&lt;br /&gt;fotoğrafını çekti,&lt;br /&gt;içindekileri düşledi.&lt;br /&gt;baktı.&lt;br /&gt;çekti.&lt;br /&gt;düş-tü...&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;el salladı gemiye&lt;br /&gt;ama,&lt;br /&gt;onu görmediler.&lt;br /&gt;içi burkuldu&lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;yaşamak da acı yenen bir çukulataydı&lt;br /&gt;en nihayetinde&lt;br /&gt;yedi.&lt;br /&gt;düşledi&lt;br /&gt;bitti.&lt;br /&gt;Sonra kız,&lt;br /&gt;bir İstanbul düşledi.&lt;br /&gt;sığmadı kent&lt;br /&gt;düş gecelerine.&lt;br /&gt;kız kalkıp gitmek istedi,&lt;br /&gt;bırakmadı İstanbul.&lt;br /&gt;ne adamakıllı bırakıp gidebiliyordu&lt;br /&gt;ne de kalabiliyordu.&lt;br /&gt;İstanbul O’nun adıyla&lt;br /&gt;başlayan bir kentti artık.&lt;br /&gt;düştü kız.&lt;br /&gt;kırıldı.&lt;br /&gt;ama gidemedi.&lt;br /&gt;günü birlik ısırıklardı&lt;br /&gt;geriye kalan İstanbul’dan,&lt;br /&gt;bir de gidememek korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle ya,&lt;br /&gt;bağımlıydı&lt;br /&gt;nikotine, alkole, İstanbul’a, sevilmeye...&lt;br /&gt;bir gündü,&lt;br /&gt;kim demişti,&lt;br /&gt;parkta tanıştığı bir adam,&lt;br /&gt;27 çeşit bağımlılık varmış yeryüzünde;&lt;br /&gt;üç beş tane de kendisinde&lt;br /&gt;ne çıkar sanki!&lt;br /&gt;büyük,&lt;br /&gt;küçük,&lt;br /&gt;hiç bir gemi gelmiyordu&lt;br /&gt;uzaklardan.&lt;br /&gt;düştü gördüklerinin hepsi,&lt;br /&gt;kırıldı.&lt;br /&gt;elleri kan revan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız,&lt;br /&gt;iki satır bir şeyler&lt;br /&gt;karalamak istedi,&lt;br /&gt;güneş battı,&lt;br /&gt;göremedi,&lt;br /&gt;ağlayamadı,&lt;br /&gt;gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8187873025004855662?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8187873025004855662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8187873025004855662' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8187873025004855662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8187873025004855662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/09/sandukadan-iiler-2.html' title='Sandukadan Şiiler-2'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SL0zQ2V6aiI/AAAAAAAABIc/j209DPwlWtc/s72-c/istanbul%26vapur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-7525480495312193481</id><published>2008-03-01T13:48:00.000+02:00</published><updated>2008-09-02T14:28:35.537+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>Sandukadan Şiiler-1</title><content type='html'>Eee saki, &lt;br /&gt;şarap da bitti &lt;br /&gt;söyle şimdi neyleyim? &lt;br /&gt;nerelere gidelim? &lt;br /&gt;gidemez miyiz? &lt;br /&gt;deme yahu...&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;öyle ciddi yani ha? &lt;br /&gt;bu gün de geceye kavuştu dost. &lt;br /&gt;oysa ben sanırdım ki &lt;br /&gt;masadaki &lt;br /&gt;tuzluk ve karabiberlik gibidir aşk. &lt;br /&gt;masanın bir ucuna &lt;br /&gt;gitti mi &lt;br /&gt;tuzluk, onu özler &lt;br /&gt;takılır peşi sıra &lt;br /&gt;beyaz masa örtüsünde &lt;br /&gt;kayar gider karabiberlik....&lt;br /&gt;meğer &lt;br /&gt;gecenin gündüzü kovalamasından &lt;br /&gt;daha ciddiymiş yaşamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-7525480495312193481?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/7525480495312193481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=7525480495312193481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7525480495312193481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7525480495312193481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/03/sandukadan-iiler-1.html' title='Sandukadan Şiiler-1'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5327698868465392887</id><published>2008-02-18T09:58:00.005+02:00</published><updated>2008-02-18T10:34:37.786+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>İstanbul'a Kar Yağdı, Üşüdü Penceremdeki Kuşlar..</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;Ya rab, nasıl bir kar ...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R7lDDhsj-oI/AAAAAAAAA2k/uXialhzm1vQ/s1600-h/kar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168235775248300674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R7lDDhsj-oI/AAAAAAAAA2k/uXialhzm1vQ/s320/kar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;"karın yağdığını görünce&lt;br /&gt;kar tutan toprağı anlayacaksın&lt;br /&gt;toprakta bir karış karı görünce&lt;br /&gt;kar içinde yanan karı anlayacaksın "&lt;br /&gt;Sezai KARAKOÇ&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5327698868465392887?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5327698868465392887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5327698868465392887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5327698868465392887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5327698868465392887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/02/ya-rab-nasl-bir-kar.html' title='İstanbul&apos;a Kar Yağdı, Üşüdü Penceremdeki Kuşlar..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R7lDDhsj-oI/AAAAAAAAA2k/uXialhzm1vQ/s72-c/kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-7780733901572845236</id><published>2008-01-29T00:49:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T01:03:09.388+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>But, I'm still alive..</title><content type='html'>Yanılabilir, hata yapabilir, hatta berbat da olabilirsiniz..&lt;br /&gt;Ama kendinize bir şans tanıyın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55cQ4tXweI/AAAAAAAAAqQ/EONv0HNUgoA/s1600-h/siir1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160663668183515618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 252px; CURSOR: hand; HEIGHT: 332px; TEXT-ALIGN: center" height="334" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55cQ4tXweI/AAAAAAAAAqQ/EONv0HNUgoA/s320/siir1.jpg" width="265" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani diyor ki şair,&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"I mighten be wrong,&lt;br /&gt;be mistaken&lt;br /&gt;abused,&lt;br /&gt;sucked and&lt;br /&gt;exhausted..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But,&lt;br /&gt;I'm still alive..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, hala hayattayım... :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanılmış,&lt;br /&gt;hata yapmış,&lt;br /&gt;kullanılmış olabilirim .&lt;br /&gt;hatta kendimi berbat da hissedebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, hala hayattayım... " &lt;/em&gt;09.mayıs.2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunları program başına bilmem kaç yüz dolar alan bir NLP uzmanı söylemiyor, ayakları kırık camlara basa basa yürümüş, az yaşamış çok tatmış biri tavsiye ediyor.. hatta sadece kendisine tavsiye ediyordu, paylaşası geldi öylesine.&lt;br /&gt;düşündü ki herkes dibe vurabilir, bi'tane yukarı çıkan örnek olsun ortalıkta.&lt;br /&gt;herşeye rağmen 'hayatta olma' güdüsü ayakta kalmamızı sağlayan.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;edebiyatçı da okuyucusuna en mahremini açandır. yazdıklarıyla ayakta durandır.&lt;br /&gt;yazıyorum, çünkü yapabileceğim daha iyi bir iş yok.&lt;br /&gt;çünkü bildiğim başka bir iş yok..&lt;br /&gt;yazıyorum, çünkü öyle...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-7780733901572845236?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/7780733901572845236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=7780733901572845236' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7780733901572845236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7780733901572845236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/but-im-still-alive.html' title='But, I&apos;m still alive..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55cQ4tXweI/AAAAAAAAAqQ/EONv0HNUgoA/s72-c/siir1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2713018439021681392</id><published>2008-01-29T00:07:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T00:22:27.763+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>şiirim geldi</title><content type='html'>fanustaki balık gibiyiz. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TFotXwbI/AAAAAAAAAp4/zFhLBFaYpIY/s1600-h/bal%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160653579305337266" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 125px; CURSOR: hand; HEIGHT: 125px" height="149" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TFotXwbI/AAAAAAAAAp4/zFhLBFaYpIY/s320/bal%C4%B1k.jpg" width="191" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;hepimiz.&lt;br /&gt;her birimiz.&lt;br /&gt;hiç bi farkımız yok suya yem atılmasını uman,&lt;br /&gt;bekleyen kırmızı balıktan..&lt;br /&gt;balık balık,&lt;br /&gt;alık alık,&lt;br /&gt;dört dönüp duruyoruz,&lt;br /&gt;fanus bize,&lt;br /&gt;biz fanusa baka baka. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TRotXwcI/AAAAAAAAAqA/p0rq7w4Dmwg/s1600-h/Resim+002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160653785463767490" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 117px; CURSOR: hand; HEIGHT: 114px" height="164" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TRotXwcI/AAAAAAAAAqA/p0rq7w4Dmwg/s320/Resim+002.jpg" width="117" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kurtulsak ne fark eder,&lt;br /&gt;hatta kurtulmasak daha iyi.&lt;br /&gt;bahane fanusta.&lt;br /&gt;biz fanusta.&lt;br /&gt;fanusun bir filtresi bile yok.&lt;br /&gt;öylesine muhtacız bakılmaya...&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TkYtXwdI/AAAAAAAAAqI/9dltVqwDdDo/s1600-h/Resim+003.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160654107586314706" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 114px; CURSOR: hand; HEIGHT: 109px" height="163" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TkYtXwdI/AAAAAAAAAqI/9dltVqwDdDo/s320/Resim+003.jpg" width="137" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2713018439021681392?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2713018439021681392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2713018439021681392' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2713018439021681392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2713018439021681392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/iirim-geldi.html' title='şiirim geldi'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55TFotXwbI/AAAAAAAAAp4/zFhLBFaYpIY/s72-c/bal%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5410439142149327894</id><published>2008-01-28T23:51:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T00:05:40.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>ormanda iki yol varmış, bi' türlü gidemedik..</title><content type='html'>Bir kitap var "YÜRÜMEYE ÖVGÜ"..yıllardır gözümün önünde bir türlü edinip, okuyamadıklarımdan..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;yazar David le Breton, 2003 yılında Sel Yayınları basmış(tı). iyi de etmiş. bu gördüğünüz sarı yaprak odamın duvarından, radikal kitap ekinin tanıtımından. aynı tadı vermez ama, &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&amp;amp;haberno=2169"&gt;buyrunuz tümünü okuyunuz&lt;/a&gt;. hatta bulursanız kitabı edininiz, bir tane de bana alınız.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55OwotXwZI/AAAAAAAAApo/QaIH3osCJ5Q/s1600-h/yurumek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160648820481573266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 353px; CURSOR: hand; HEIGHT: 522px; TEXT-ALIGN: center" height="471" alt="okumak için tıklayın.." src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55OwotXwZI/AAAAAAAAApo/QaIH3osCJ5Q/s400/yurumek.jpg" width="352" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5410439142149327894?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5410439142149327894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5410439142149327894' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5410439142149327894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5410439142149327894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/ormanda-iki-yol-varm-bi-trl-gidemedik.html' title='ormanda iki yol varmış, bi&apos; türlü gidemedik..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R55OwotXwZI/AAAAAAAAApo/QaIH3osCJ5Q/s72-c/yurumek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6801837933892855276</id><published>2008-01-27T15:52:00.000+02:00</published><updated>2008-01-27T16:16:20.466+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>bir gün bi şarkı dinledim..</title><content type='html'>ve tüm düşüncelerim değişti..&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5yRYYtXwXI/AAAAAAAAApY/GUSWWIhbXds/s1600-h/rox.JPG"&gt;&lt;img src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5yRYYtXwXI/AAAAAAAAApY/GUSWWIhbXds/s320/rox.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160159121195385202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;youtube sağolsun şimdi gönlümüz ne zaman isterse seyreyliyebiliyoruz..eskiden eko tv olsun, efendime söyliyim number 1 olsun, trt2'nin geç saatleri olsun artık nerde yakalamışsak, biz '90 özel tv'lerin yeni yetmeleri için, bu konser kayıtlarını, kliplerini seyredebilmek müthiş bir mutluluktu. 1989 yapımı (şuanda internette gezinip bu siteye rastlayan bir çoklarınızla yaşıt:) bu hoş şarkı 80'lerden ruhumuzu okşayan tınılardan biridir..kalbini sesini dinleeee diye moda mod bir çeviri yapmayınız, biz de biliyoruz, arabeskleşiyor, evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80'lerin unutulmaz grubu Roxette'den tüm kafası karışık aşıklar için geliyor: Listen to your heart..&lt;br /&gt;sevgilerimle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3sJPUTTfNbg&amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/3sJPUTTfNbg&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;"listen to your heart&lt;br /&gt;when he's calling for you.&lt;br /&gt;listen to your heart&lt;br /&gt;there's nothing else you can do.&lt;br /&gt;i don't know where you're going&lt;br /&gt;and i don't know why,&lt;br /&gt;but listen to your heart&lt;br /&gt;before you tell him goodbye..."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6801837933892855276?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6801837933892855276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6801837933892855276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6801837933892855276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6801837933892855276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/bir-gn-bi-ark-dinledim.html' title='bir gün bi şarkı dinledim..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5yRYYtXwXI/AAAAAAAAApY/GUSWWIhbXds/s72-c/rox.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-456690202104289974</id><published>2008-01-24T22:36:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T22:55:15.549+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>sessiz adam işte orada..</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5j4iYtXwWI/AAAAAAAAApQ/WqsL177Ct5Y/s1600-h/dream.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159146642784895330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5j4iYtXwWI/AAAAAAAAApQ/WqsL177Ct5Y/s320/dream.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;uzun bukle bukle saçlar..&lt;br /&gt;o ses sanki saçlarının kıvrımları gibi, sözlerle havaya karışarak çıkıyor..&lt;br /&gt;bu adamlar, bu ses, bu şarkı ben bir içmek arzusu yaratıyor ki zor dayanılır.&lt;br /&gt;Huzurlarınızda Dream Theater'ın Awake albümden "The Silent Man"&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/73Q5WlLVPlY&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/73Q5WlLVPlY&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"sin without deceivers&lt;br /&gt;a god with no believers&lt;br /&gt;i could sail by&lt;br /&gt;on the winds of silence&lt;br /&gt;and maybe they won't notice&lt;br /&gt;but this time i think&lt;br /&gt;it'd be better if i swim"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kesmediyse bu da konser kaydı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/MptcD28oMek&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/MptcD28oMek&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-456690202104289974?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/456690202104289974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=456690202104289974' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/456690202104289974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/456690202104289974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/sessiz-adam-ite-orada.html' title='sessiz adam işte orada..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5j4iYtXwWI/AAAAAAAAApQ/WqsL177Ct5Y/s72-c/dream.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8022892132711756703</id><published>2008-01-15T10:36:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T22:57:04.092+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>uçtu gitttii</title><content type='html'>geçenlerde nadiren kontrol ettiğim "eski" bir e-posta adresimi tekrar açmak istedim. bakalım yeni gelen giden neler var diye..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Giriş yaptıktan sonra, türkçe meali "&lt;em&gt;Sayın hebele, üzgünüz e-posta hesabınız 3 ay hiç girilmediğinden dolayı kapatılmıştır. Sadece bununla da kalmadık, eski hiç bir mail'ınızıa, klasörünüze, dosyanıza artık ulaşamayacaksınız, hepsini sildik! nihohahah&lt;/em&gt;" olan bir yazı karşımda duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hNzYtXwTI/AAAAAAAAAo0/v5y2d4kc8ek/s1600-h/eternal_sunshine_of_the_spotless_mind_ver4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158958918354321714" style="WIDTH: 178px; HEIGHT: 273px" height="307" alt="birisini hafızanızdan silebiliriniz ama kalbinizden atmak başka bir meseledir.." src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hNzYtXwTI/AAAAAAAAAo0/v5y2d4kc8ek/s320/eternal_sunshine_of_the_spotless_mind_ver4.jpg" width="204" align="left" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Evet girmiyordum, kullanmıyordum; bi takım eski anıları hatırlatmasın diye, ama tamamen silmenin ne alemi vardı? ömrümden belli bir kesiti bıçak ve spatula ile kesip, ayırıp, çıkartıp atmışlardı sanki. uçtu gitti hayatımın o dönemine ait 'dijital' hatıralar..bir faydası yoktu, ama orda dursundu ne var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu şu demek oluyor bilimkurguya enfes malzeme olan insan beyni, kim ne yaparsa yapsın dijital hafızalara benzemez. Silinemez "cat!" diye.. meraklısı için bakınız &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0338013/"&gt;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&lt;/a&gt; diyorum. başka da bişey diyemiyorum ya..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;ömür çiçek kadar narin,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;bir gün kadar kısaa,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;ağlamaaa değmez hayat bu gözyaşlarınaaa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;tadında akıp giden bir yeşilçam jeneriği vardır ki, insan eşlik etmeden duramaz.. &lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8022892132711756703?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8022892132711756703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8022892132711756703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8022892132711756703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8022892132711756703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/utu-gitttii.html' title='uçtu gitttii'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hNzYtXwTI/AAAAAAAAAo0/v5y2d4kc8ek/s72-c/eternal_sunshine_of_the_spotless_mind_ver4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2287910067959461730</id><published>2008-01-02T23:21:00.001+02:00</published><updated>2008-01-02T23:29:17.534+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'>2007...</title><content type='html'>Bu sene, eski yıl - yeni yıl aldısı verdisi yok. Dökümsel analizlere girmeyeceğim, yoruldum...&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Onun yerine elimizde şu var: &lt;a href="http://www.gunlukhayat.com/yazi/yeni-yila-bel-baglayanlara"&gt;http://www.gunlukhayat.com/yazi/yeni-yila-bel-baglayanlara&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Okuyunuz, sitedeki başka yazar arkadaşları da inceleyiniz. Abone olunuz. Hayat ne garip, vapurlar falan deyiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2287910067959461730?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2287910067959461730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2287910067959461730' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2287910067959461730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2287910067959461730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2008/01/2007.html' title='2007...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-705579257278074292</id><published>2007-12-28T23:51:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T22:51:43.197+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><title type='text'>hüzün keder yüreğime yaslanır...</title><content type='html'>hani insanın durduk yere ağzına sıçan şarkılar vardır ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortada bi neden yokken; damdan düşer gibi. o anın içine düşer, kafana çarpar; canını acıtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da öyle işte. altında bi neden olmaksızın.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R3VzCBw1A8I/AAAAAAAAAl0/5hjopsJ3Dyk/s1600-h/kara2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149148227638199234" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R3VzCBw1A8I/AAAAAAAAAl0/5hjopsJ3Dyk/s320/kara2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; "böyle şarkılar yazmayın ulan!" dedirten cinsten. serilip giden boğazın güzelliğine karşı insanı isyan ettiren; o an sevgilisinin yanına uçarak gitme isteği yaratan.. ne bileyim, kavgalıysa, kızgınsa bir an da yelkenleri suya indirten.. durduk yere acıtır mı bi şarkı be..bu acıtyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolda giderken bir anda radyoda çalmaya başlasa, sağa çekip gözyaşlarını sildirtecek bir şarkı bu.&lt;br /&gt;zar zor bırakılan sigaradan, yemini bozup bir fırt çekme sebebi gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabaha kadar içme arzu yaratan bir hüzün gibi.. aman be dinleyin işte.. ben böyle hayatın ızdarbını.. ayrıca 2007 bitmeseydi keşke.. neyse. badem'den tüm karagözlüler için gelsin bari..&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ISZKCwLwTXY&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ISZKCwLwTXY&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-705579257278074292?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/705579257278074292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=705579257278074292' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/705579257278074292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/705579257278074292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/12/hzn-keder-yreime-yaslanr.html' title='hüzün keder yüreğime yaslanır...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R3VzCBw1A8I/AAAAAAAAAl0/5hjopsJ3Dyk/s72-c/kara2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6807316826087679476</id><published>2007-12-07T11:28:00.000+02:00</published><updated>2007-12-07T11:35:57.687+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kTe3OHdnI/AAAAAAAAAiM/zskGQTdiVnY/s1600-h/aforizma1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kTe3OHdnI/AAAAAAAAAiM/zskGQTdiVnY/s400/aforizma1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5141161870560294514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6807316826087679476?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6807316826087679476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6807316826087679476' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6807316826087679476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6807316826087679476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/12/blog-post.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kTe3OHdnI/AAAAAAAAAiM/zskGQTdiVnY/s72-c/aforizma1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3382253438590536014</id><published>2007-12-05T10:33:00.000+02:00</published><updated>2007-12-07T11:38:05.193+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>yağmur kaçkını...</title><content type='html'>Yağmurlu günlerde dışarı çıkamazdı.&lt;br /&gt;Çıkmazdı. Çünkü su almayan bir botu yoktu. Ne zaman çıksa ayakları ıslanmış döner, iki güne kalmaz hasta olurdu.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Botu olmadığı için dışarı çıkmıyordu, ya 10 yıl aralıksız sürseydi yağmurlar? Marquez'in masalı gerçek olursa ne yapacaktı? On yıl pencere arkasında mı bekleyecekti? Ya sıkıntıdan ölürdü ya da açlıktan evdeki yiyecekler tükenince...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;"evden hiç çıkmamalıydım!" diye hayıflandı kendi kendine, fark etmediği bir su birikintisine aniden basıverdiğinde. Oysa deminden beri ne kadar da başarılı geçmişti onca yağmur tuzağını ve hiç ıslanmamıştı çorapçıkları. Bir anda tüm ayağını sardı ayakkabısına giren yağmur suları; bir bakışla taş kesilen mitolojik kurbanlar gibi ayaklarının oracıkta donduğunu hissetti. Her adımda biraz daha ağırlaştı &lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kNtHOHdlI/AAAAAAAAAh8/QVDmjVUzQFM/s1600-h/bot.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: right; cursor: pointer; width: 178px; height: 166px;" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kNtHOHdlI/AAAAAAAAAh8/QVDmjVUzQFM/s320/bot.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5141155518303663698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;ıslanmış ayakları ve her adımda biraz daha hızlandı biran önce eve dönebilme arzusuyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlu günlerde dışarı çıkmamalıydı, ta ki ‘yeni’ bir bot buluncaya kadar ikinci el dükkânlarda. Ama kimse kışın ortasında, sağlam botları satılığa çıkarmazdı.&lt;br /&gt;Yılın altı ayı yağmurlu geçerdi bu kentte, Marquez'inkinden biraz daha kısa… Ve kendisini sokağa çıkartacak nedenleri ertelerdi başka kuru bir güne. Şu lanet olası botlar yüzünden yağmurdan keyif alamıyordu ki; sokağa çıkmak ertesi gün hasta olmakla eş anlamlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmak bilmedi yağmurlar o sene. Ve kentte hiç kimse su almayan botlarını kapının önüne koymadı,  gelip geçen bir eskici alsın götürsün diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnat etti dışarı çıkmamaya. Fakat hikâyesini anlatan, onu evin içinde mahsur bırakarak öldüremeyecek kadar merhametliydi.  Götürdü kendi botlarını, adamın kapısına bırakarak zilini çaldı ve uzaklaştı hemencecik. Bir iyilik yapıyorsan, bunun denize atılması gerekirdi. Eh yağmur birikintisi de ufak bir deniz sayılabilirdi pekâlâ. Hikâyeci dışarı çıktığında ayakları su alsa bu onun için ufak bir değişiklik olurdu; su geçirmeyen botlarsa inatçı adam için hayatın anlamı demekti o kış.  Bunu bile bile evin içinde mahsur kalmasına gönlü el vermezdi. Masalcı Marquez’i düşündü, gülümsedi. Kimse yağmurdan ölmemeliydi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3382253438590536014?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3382253438590536014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3382253438590536014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3382253438590536014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3382253438590536014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/12/yamur-kakn.html' title='yağmur kaçkını...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kNtHOHdlI/AAAAAAAAAh8/QVDmjVUzQFM/s72-c/bot.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6369688477845487241</id><published>2007-11-23T04:07:00.000+02:00</published><updated>2007-12-07T11:28:28.110+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>love at first sting...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kRHnOHdmI/AAAAAAAAAiE/lM4_wIkS8yM/s1600-h/love.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 407px; height: 405px;" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kRHnOHdmI/AAAAAAAAAiE/lM4_wIkS8yM/s400/love.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5141159272105080418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*resimin boyutlarından dolayı yazıyı okuyamıyorsanız, üstüne tıklayın! &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6369688477845487241?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6369688477845487241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6369688477845487241' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6369688477845487241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6369688477845487241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/11/resimin-boyutlarndan-dolay-yazy.html' title='love at first sting...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1kRHnOHdmI/AAAAAAAAAiE/lM4_wIkS8yM/s72-c/love.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1323993037042427603</id><published>2007-11-07T18:04:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T18:44:05.308+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>yağmur..</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;yağmur yağıyor.&lt;br /&gt;deliler gibi.&lt;br /&gt;ılık ılık.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QyK3OHdSI/AAAAAAAAAfQ/X7I5KsSEb1w/s1600-R/0D0T4590-200.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 233px; height: 156px;" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QyK3OHdSI/AAAAAAAAAfQ/z_XBXdMjGow/s400/0D0T4590-200.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139788236939818274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;altına yatmak istiyor insan&lt;br /&gt;yağmur böyle yağınca..&lt;br /&gt;bazıları da kaçışıyor,&lt;br /&gt;ya da dinesiye dek sığınıyor bi saçak altına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylesine yağıyor ki,&lt;br /&gt;"ben burdayım, haydi dışarı çık oynayalım"&lt;br /&gt;dercesine..&lt;br /&gt;ılık ılık..&lt;br /&gt;öylesine güzel ki yağmur,&lt;br /&gt;haksızlık ona pencere ardından seyirci kalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bense öylesine kayıtsızım, öyle boşvermişim ki artık,&lt;br /&gt;yağmur'a edebildiğim kelam böylesine sığ kalıyor artık....&lt;br /&gt;artık yaşamak yerine yazıyorum. tüm mesele bundan olsa gerek...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1323993037042427603?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1323993037042427603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1323993037042427603' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1323993037042427603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1323993037042427603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/yamur-yayor.html' title='yağmur..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QyK3OHdSI/AAAAAAAAAfQ/z_XBXdMjGow/s72-c/0D0T4590-200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-9134024631311364818</id><published>2007-10-02T20:06:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T19:27:13.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'>koş-u..</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Koşuyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hani şu kız var ya, neydi ismi?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RwKJf04YMPI/AAAAAAAAATs/_mlCV-KzkvI/s1600-h/lola.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 317px; height: 161px;" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RwKJf04YMPI/AAAAAAAAATs/_mlCV-KzkvI/s400/lola.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5116803306510364914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Lola. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Evet, işte Lola gibi koşuyorum.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kuşlar ürküp, havalanıyor,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yanından geçtiğim insanlar kızıyorlar bana. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;O koşuşun içinde bir dede, eğilmiş torunun ayakkabısını bağlıyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sabah güneşi üstlerinde parlıyor. Ve ben bu sıradan -ama bence büyülü- anı fark ederek&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yanlarından, &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;koşarak geçiyorum. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Torbasına, omzuna çarptığım insanları sinirlendirerek,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kızıl kafalı Lola gibi koşuyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;‘Eskiden benim de saçlarım onun ki kadar kırmızıydı’, diye geçiriyorum aklımdan,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aynı anda çantamı kavrayan sağ elim zıplayan göğüslerimin üstünde; koşarken daha az dikkat çekmeye çalışıyorum..&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;‘Lola’nın göğüsleri ufacıktı, ne rahat koşuyordu’ , diyorum içimden.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Koşuyordum o sabah, fakat bu sefer boşunaymış. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Koştuğum yere meğersem çoktan yetişinilmiş.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben kuşları boş yere ürkütmüş, insanları yok yere kızdırmışım sabah sabah önlerini keserek.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Haberim yokmuş; yetişmemin gereksiz olduğunu bilmiyormuşum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Koşmuşum boşuna. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir tek dede özlemim sahiciymiş o sabah;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir tek o koşulmaya değermiş…&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-9134024631311364818?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/9134024631311364818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=9134024631311364818' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/9134024631311364818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/9134024631311364818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/10/ko-u.html' title='koş-u..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RwKJf04YMPI/AAAAAAAAATs/_mlCV-KzkvI/s72-c/lola.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6062406037109153470</id><published>2007-09-28T21:09:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T19:27:01.623+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>çıplak bir mektup..</title><content type='html'>Tüm çıplaklığı ile, tüm samimiyetiyle yazılmış bir e-posta karalaması. makaslanması, derlenip, toplanması, "edit"lenmesi gerekmiyor. Olduğu gibi. Çünkü, biz edebiyatı böyle çıplak anlatabilmek için sevdik.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Sevgili Nihat Genç,&lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;umarım bu e-posta adresin aktiftir, ve bu sanal "010101010" lardan oluşan  kelimelerim sana ulaşır. umarım posta kutun benden başka binlerce maille  dolmamıştır da sabah sabah ağlattığın bu kıza yer vardır.&lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Ah Nihat Genç, böyle güzel yazılır mı ya, bu yapılır mı? sabahın 7'sinde  birazdan işe gitmek için hazırlanmam gerekirken, her şey bi kenara bana mail  yazdırıyorsun gözlerimde yaşlarla. &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;bir "Kör Çiçekçi" bu kadar mı güzel anlatılır, 'tasvire kelime bulamıyorum'  demişsin; şehrin göbeğini yıkayan bir kırkikindi yağmuru bu kadar mı güzel  anlatılır da, benim gözümde yaşa dönüşür o yağan damlalar?  bir edebiyatçı bu  kadar mı imrenir, kıskanır yağan yağmur altındaki kör çiçekçinin mutluluğunu..o  mutluluğu tasvir eden adamı.. &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Senin küllüyatını okumuş olan sevgilimin kitabı,  "Edebiyat Dersleri"  kitabın. Senin kelimlerini, onun bir zamanlar bir başkası için akıttığı  gözyaşlarıyla dolu sayfalardan okuyorum. Ve katıla katıla ağlamamı tutmaya  çalışıyorum, sahur sonrası yatan ev ahalisini uyandırmamak için. &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Ah Nihat Genç, ankraya yolum düşer mi bilinmez, düşse çiçekçi durur mu  bilinmez. fakat olur da geçersem bir gün kızılaydan ve oralarda görürsem o Kör  Çiçekçiyi çok kulağını çınlatıcam bilesin.&lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Benim de burda bir "yarım adam"ım var. bedeninin tam kasık kısmından aşağısı yok, elleriyle  yürüyen bir "yarım adam"; adamcık değil ama; tastamam bir adam gibi dimdik  duruyor, önündeki mendil, çakmak ve kalem sattığı tezgahçığı ile. Hergün bu koca  şehrin en lüks 2. mahallesinde, nişantaşının göbeğinde, işbankasının önünde,  akşam 5ten sonra açar "dükkanını", yedi buçuk sekzden sonra kaldığını görmedim  henüz. Dilenmez, yalvar yakamaz etmez; üstünde her daim ütülü mavi bir gömlek.  nerden buluyon be adam ütüyü, mavi gömleği? ütüleyecek, sana bakacak olanın  varsa, niye senden geri kalan yarımınla bu kokonalara mendil satmak için heba  ediyorsun kendini? Yok ama, orda işte. Tıpkı senin "Kör Çiçekçi"n gibi , mutlu ve  bana hayatın yolunda gittiğini gösteren bir lutuf gibi her akşam orada. hiç  atlamaz, verilen her selamı alır, hal hatır sorar; geçenlerde kandil simidir vardı elimde ikram ettim, o bana kendininkini ikram etmeye kalkıştı. Dur be  adam, bi dur değil mi? Bu kadar güzelsin, bu kadar lütufsun, bir dur da senden 3  kuruşa aldığım kalemin, çakmağın hayır yapmış olmanın gönül rahatlığını yaşat  bana. yaşat ki yatığıma kafayı koydugumda içim içimi kemirmesin, dışarda evsiz  barksız, ben tıka basan mide fesatı geçirirken, aç dolanan insanlar var diye.    &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;yok ama, o yarım.. bense koştura koştura işe gidebileceğim bacaklarla tam  bir insanım. tam insanlık nasıl oluyorsa...&lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Nişantaşında akşam vakti, 6 civarı gibi gezinmenizi tavsiye ederim. 5-6  arası konfeksiyoncular kapatır. 8'de çöp arabaları geçer. işte o arada, bir  giydiğini bir daha giymeyenleri dünyası ile onlardan arta kalan kağıt, plastik,  kola kutusu toplayanların dünyası kesişir. biri plazalı işlerinden dönerken,  diğeri 'açık mekan' işinin en yoğun saatini yaşar. benden 10 yaş  küçük kızcağızlar sırtlarında çuval, kağıt namına ne bulursa çöpleri karıştırır,  toplarlar.  &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Bir de işte, işbankasının önündeki "dükkanıyla", o yarım amca var. adını  hala bilmediğimi şimdi farkettiğim yarım adam.  &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Sevgili Nhat Genç, benim bunları senin tabirinle "geviş getire getire"  yazasım vardı, bu sabah vaktine kısmetmiş. Velhasıl yazmak saat  tanımaz, beklemez. Beklememeli zaar. &lt;/div&gt; &lt;div style="color: rgb(0, 0, 153); font-style: italic;"&gt;Sen beni ağlattın, güzel Tanrım nice kör çiçekçiyi, yarım amcaları ve kağıt  toplayan kızları güldürsün..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 153);"&gt;Sağlıcakla kal..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6062406037109153470?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6062406037109153470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6062406037109153470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6062406037109153470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6062406037109153470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/09/plak-bir-mektup.html' title='çıplak bir mektup..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-4160245991065874883</id><published>2007-08-28T20:29:00.001+03:00</published><updated>2008-11-03T14:16:48.925+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>love will come through...</title><content type='html'>ben bu parçayı, renkli ve umutlu klibine inat hüzün ile tanımlamak istiyorum. sırf o akustik müziğinden dolayı. Evet, kabuk sarmış hatıralarım var akustik gitarlara karşın..&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q6wXOHdUI/AAAAAAAAAfg/0K2ZntxTmPY/s1600-R/lovewill.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139797677277934914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 146px" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q6wXOHdUI/AAAAAAAAAfg/O7GGiVFRDy8/s320/lovewill.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q7KnOHdVI/AAAAAAAAAfo/p0-cADycHys/s1600-R/lovewill2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139798128249501010" style="FLOAT: right; MARGIN: 0pt 0pt 10px 10px; WIDTH: 319px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q7KnOHdVI/AAAAAAAAAfo/lwBIa1XMLBw/s320/lovewill2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, bu akşam seyrettiğim bir dizide tesadüfen ve çok anlamlı bir bölümde rastladım. Öyle seyredince hüznün ta kendisini yaşıyor insan..&lt;br /&gt;Travis abimizin hicazkar makamındaki bu eserini, Grey's Anatomy 3. sezon 11. Bölüm kapanış şarkısı olarak kullanmışlar. O dizi ekibinden kim seçtiyse bu şarkıyı, kendisine Yılmaz Erdoğan'ın "Hüzünbaz Sevişmeler" kitabını armağan etmek istiyorum.&lt;br /&gt;Bir sonbahar ruhu hakim zaten bünyeme, kendimi sarı yapraklara atıcam..&lt;br /&gt;dinleyin, sevdiklerinize dinletin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/E8FwefQgieY&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/E8FwefQgieY&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-4160245991065874883?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/4160245991065874883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=4160245991065874883' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4160245991065874883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4160245991065874883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/09/love-will-come-through.html' title='love will come through...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q6wXOHdUI/AAAAAAAAAfg/O7GGiVFRDy8/s72-c/lovewill.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-7575704602077781810</id><published>2007-07-09T00:02:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T19:12:06.228+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>Seçim ve Zavallı İstanbul</title><content type='html'>ben buralarda yokken, canıım memleketimi bir seçim rüzgarıdır almış gidiyor..&lt;br /&gt;gene boğazımıza kadar seçim sloganına, bangır bangır geçen seçim otobüslerine, ve becerebilse gökyüzünü tamamen kapatabilecek bayrak ve flamalara boğulduk.&lt;br /&gt;tiki arkadaşların deyimi ile "kaal geldi", pek gideceğe de benzemiyor temmuz sonuna kadar.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;bir de iktidar sahiplerinin, bu işin cılkını cıkartma mevzuu var. yerel yönetimlerde başta oldukları diğer şehirleri bilemeyeceğim ama İstanbul AKP'nin seçim propogandasına meze olmuş durumda. göbeğinden zeytin yenilen zennube misali, tüm bedenini ortalığa saçmış biçimde, kusturucu bir seçim reklamı manyaklığına güzelim şehrimiz kurban gidiyor. bu reklamların arkasında da, çekilen peşkeşleri, henüz, biz aciz kullar göremiyoruz. Tam "bi tek şikayetçi deli benim, kendi kendime söyleniyorum; herhalde herkes memnun bunlardan" diyordum ki, &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=226316&amp;amp;tarih=08/07/2007"&gt;şurdan&lt;/a&gt; ulaşabileceğiniz Baran Tuncer imzalı yazı yüreğime su serpti. Bir A&lt;strong style="font-weight: bold;"&gt;llah'ın kulu,&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;bir İstanbulsever belediyenin "overdose"una eleştiri getirmiş, gözlerime inanamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten yol yapımı için verdiğimiz vergilerle yaptıkları üst geçitleri, gözümüze gözümüze ne amaçla soktuklarını bizzat sormak isterdim-ki hali hazırda böyle bir hakkım mevcut.&lt;br /&gt;Ama vergi-hizmet konusunu başka bir başlıkta ele alacağım; bundandır ki şimdilik açınız, linkteki ilgili eleştiri yazısına bir göz atınız.&lt;br /&gt;Sayın istanbul büyükşehir belediyesi titre ve kendine gel bi zahmet. !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seçim Kampanyası Süresince 15 Milyon İstanbulluya Görüntü Kirliliği Yarattık! Yola Devam!"&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-7575704602077781810?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/7575704602077781810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=7575704602077781810' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7575704602077781810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7575704602077781810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/07/seim-ve-zavall-istanbul.html' title='Seçim ve Zavallı İstanbul'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1672864195867533787</id><published>2007-06-13T13:24:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T19:41:37.549+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>Edebiyat İsyanı!!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Radikal'in teknoloji sayfasından &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_sayfa.php?ek=sa&amp;amp;ek_tarihi=11/06/2007"&gt;11/06/2007&lt;/a&gt; tarihli ve sinire dokunan bir haber daha .. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;" Web dünyasının emlak kralları&lt;br /&gt;Artık neredeyse yaygın hiçbir dilin kelimelerini web sitesi adresi olarak kullanmak mümkün değil. Çünkü hepsi alınmış durumda. Peki kim bu adres avcıları?&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;İnternetin popülerleşmeye başladığı yılların en çarpıcı haberleri yüksek bedeller karşılığı satılan web adresleriydi. Kimi örnekleri milyonlarca dolara alıcı bulan adresler bir anda yüz binlerce kişinin alınmamış adresleri avlamasını tetiklemişti. Bugün gelinen noktada internette sonu .com ile biten bir adres bulabilmek tamamen tesadüflere bağlı...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Artık milyonlarca dolara satılan adreslere rastlamıyoruz, ancak yeni trend birçok adres toplayıp bunu reklamlarla donatarak kazara da olsa gelen ziyaretçilerden para kazanmak. Bu alandaki en büyük şirketlerden biri &lt;strong&gt;ABD kökenli NameMedia. 725 bin web adresine sahip&lt;/strong&gt; şirket sadece geçtiğimiz sene bu sitelerden &lt;strong&gt;120 milyon dolar&lt;/strong&gt; kazandı. &lt;strong&gt;Üstelik NameMedia'nın sitelerinin neredeyse tamamı sadece reklamlardan ibaret bir sayfadan oluşuyor.&lt;/strong&gt; Ancak kimi adresler de tek bir içerik sahibi adrese yönleniyor. Örneğin firma portföyündeki fotoğrafçılıkla ilgili 6 bin adresin hepsini photography.com adresli sitesine yönlendiriyor. Conlin, internet kullanıcılarının yüzde 10'unun arama yapmadan doğrudan konuyla ilgili aklına gelen bir adresi yazdığını söylüyor. NameMedia siteleri her ay 60 milyon ziyaretçi topluyor. Firmanın kârlılık oranıysa yüzde 40. "&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;kaynak :&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&amp;amp;haberno=3544"&gt;http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&amp;amp;haberno=3544&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi sormak istiyorum, gerçekten sabahlayıp, emek verip  özgün  içerik geliştirmeye çalışanlar enayi mi? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben bir edebiyat düşkünüyüm. Evet, kelimenin gerçek manasında düşkünüm. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne bu blogları, ne sitelerimi kurarken ki ilk amacım, sayfalarımı reklam manyağı yapıp google'dan parayı vurmak değildi. Ben yazıyorum. Mecburen. Mesleğim bu. İçimden geliyor, tutamıyorum. Ve her yazan gibi, okunmayı arzuluyorum. Kendimi okutabileceğim en rahat olanak günümüzde blogsa, site yapmaksa, ben de tek başıma dergi basmanın yükündense internet yayıncılığını tercih ediyorum. Ve inanın henüz zaruri giderler olan sunucu, alan adları vs.nin bile maliyetini çıkartabilmiş değilim; bırakın google'dan parayı vurmuş olayım. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ziyanı yok, dedim ya kendimi tutamadığım için yazıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Edebiyatı karşılıksız severseniz, o da size elbet bir gün geri döner. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki çok yüksek maliyetli bir yatırım,&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;belki "edebiyat yapmak" kent romantikliği artık. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Varsın olsun, sevdim bir kere...   &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1672864195867533787?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1672864195867533787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1672864195867533787' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1672864195867533787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1672864195867533787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/edebiyat-isyan.html' title='Edebiyat İsyanı!!'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8969676543615625804</id><published>2007-06-10T21:33:00.000+03:00</published><updated>2008-01-24T11:01:19.252+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>işte öyle bir şey..</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;"..&lt;br /&gt;Soğuk.&lt;br /&gt;Dondurucu değil belki ama, &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;buza yakın bir soğuk..&lt;br /&gt;Paylaşılmadıkça daha da soğuk olan soğuklardan.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlığın soğuğuna denk bir, lodos soğuğu..&lt;br /&gt;mürekkebi donduran cinsten..&lt;br /&gt;30saniye ile kaçırılan vapurların öfkesi gibi soğuk.&lt;br /&gt;Çayla veya ellerini birbirine sürterek ısınmana izin vermeyen bir soğuk.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hTv4tXwVI/AAAAAAAAApI/5iAgW6BvHkE/s1600-h/bogaz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158965455294546258" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hTv4tXwVI/AAAAAAAAApI/5iAgW6BvHkE/s320/bogaz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanı bir dilenciye,&lt;br /&gt;bir şaire,&lt;br /&gt;ya da bir martıya&lt;br /&gt;çevirebilecek kadar çok soğuk.&lt;br /&gt;ve lodosa inat alabildiğine sakin bir deniz.&lt;br /&gt;denizin kıyısında açgözlü martı;&lt;br /&gt;açgözlünün gagasında ekmek parçası;&lt;br /&gt;denizin kıyısında bir şair bozuntusu,&lt;br /&gt;bozuntunun elinde mürekkebi donan&lt;br /&gt;bir kalem...&lt;br /&gt;açgözlü martı,&lt;br /&gt;şair bozuntusu,&lt;br /&gt;ikisi de boğaz derdinde,&lt;br /&gt;Boğaz lodosun derdinde.&lt;br /&gt;lodosun takıntısı soğuk,&lt;br /&gt;o da fanileri dondurmanın derdinde..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;08.01.07 beşiktaş-istanbul. &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8969676543615625804?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8969676543615625804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8969676543615625804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8969676543615625804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8969676543615625804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/blog-post.html' title='işte öyle bir şey..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R5hTv4tXwVI/AAAAAAAAApI/5iAgW6BvHkE/s72-c/bogaz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5041909550311197131</id><published>2007-06-09T22:59:00.000+03:00</published><updated>2008-01-24T22:53:17.895+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reklam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>itfaiyecili reklam</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: left"&gt;ben mi çok muhafazakarlaşıyorum yoksa bu video başka "normal" insanları da benim kdar rahatsız etmiş olabilir mi? yoksa sadece komik mi?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q3wnOHdTI/AAAAAAAAAfY/u1Uj3a9Lmvg/s1600-R/fire.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139794383038018866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 312px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q3wnOHdTI/AAAAAAAAAfY/YhNXiXiP2Bo/s320/fire.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Aev28Sp3NSo"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Aev28Sp3NSo" type="application/x-shockwave-flash" height="350" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;sonunda verdiği mesaj hiç iç açıcı değil bir tüketici gözüyle.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ya da ben pazarlamacı olmak için fazla duygusalım... &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5041909550311197131?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5041909550311197131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5041909550311197131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5041909550311197131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5041909550311197131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/itfayecili-reklam.html' title='itfaiyecili reklam'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Q3wnOHdTI/AAAAAAAAAfY/YhNXiXiP2Bo/s72-c/fire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-4111448151884444361</id><published>2007-06-08T13:43:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:54:35.805+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>saatleri ayarlama enstitüsü</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk149GXIwI/AAAAAAAAAMQ/Dv31BF5zJTk/s1600-h/zmn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073645707799765762" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk149GXIwI/AAAAAAAAAMQ/Dv31BF5zJTk/s400/zmn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk149GXIxI/AAAAAAAAAMY/9QSH3bo1IkE/s1600-h/tual2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073645707799765778" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: right; width: 224px; height: 165px;" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk149GXIxI/AAAAAAAAAMY/9QSH3bo1IkE/s400/tual2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk1jtGXIvI/AAAAAAAAAMI/0d9wJA9dYYg/s1600-h/zmn.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Siz, saatleri yaşadınız. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zamantaşlarını... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Niceldir saatler...&lt;br /&gt;Adsızdırlar. Renklerini, kokularını kişiselliklerden alırlar...Siz, saatleri yaşadınız. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız.... Aylar ayları açıklıyor. Saatler saatleri kum saatiyle açıklayabiliyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıklanmayan tek şey, AŞK..&lt;br /&gt;Cemal Süreyya&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-4111448151884444361?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/4111448151884444361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=4111448151884444361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4111448151884444361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4111448151884444361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/siz-saatleri-yaadnz.html' title='saatleri ayarlama enstitüsü'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/Rmk149GXIwI/AAAAAAAAAMQ/Dv31BF5zJTk/s72-c/zmn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6149110025216637331</id><published>2007-06-08T08:17:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:51:41.874+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Sevgili Murat hocadan tarih dersi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.obarsiv.com/images/murat_belge.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 88px; height: 136px;" src="http://www.obarsiv.com/images/murat_belge.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kültür hazinesi sayın Murat Belge hocam bugünkü yazısında, yakın zaman Türk siyasi tarihine giriş yaparken, Avrupa'daki toplumsal ve siyasi oluşumlara dair örnekler ve ipuçları veriyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;evet "Biriciğiz" ama belki o kadar da biricik değilizdir..&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Buyrunuz, bu teorik sosyo-tarih metnini aşağıda aktarıyorum. (Radikal'de okuyucu yorumu yapamıyorsunuz, burda yapabilirsiniz, daha ne olsun:)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Benzersizlik özlemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Murat Belge      08/06/2007&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;En son salı günü yayımlanan yazımda, 'Asya üretim tarzı' kavramının Türkiye'yi anlama girişimlerinde oynadığı rol üstüne birkaç şey söylemiştim.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Bugün bunu biraz açmak istiyorum. Bu kavramın bizim tarihçiliğimiz çerçevesinde oynadığı rolün olumlu olduğunu düşünmekle birlikte, 1) Osmanlı toplumunun temel yapısını açıklamakta ve 2) Modern Türkiye'nin siyasi üstyapısını açıklamakta yeterli olduğu kanısında değilim. Bugünün Türkiye'sinin niçin böyle bir ülke olduğunu anlamak üzere, o kadar eskilere gitmek bence çok yararlı bir uğraş değil, 'modernizasyon' sürecinin kendisine bakarak çok daha verimli sonuçlar alabiliriz. Bu sürecin 'özne'si kim, öznenin 'ideoloji'si nasıl bir ideoloji, süreç nasıl bir ortamda işliyor? Bu bağlamda, ilgili bir konuya daha değineyim: Osmanlı'da yürürlükte olan üretimin ne olduğu tartışmasına iktisat tarihçisi Ömer Lütfi Barkan da katılmıştı. Barkan, Marksist değildi ve 'ATÜT' gibi bir yaklaşımı da yoktu, ama Batı feodalizminden farklı bir yapı olduğunu savunduğu için o da bu tartışmalara katılıyordu. Barkan'ın bu yaklaşımını birçok milliyetçi tarihçide de görebilirsiniz. Milliyetçi ideolojinin, 'kendi geçmişini benzersizleştirmek' diye özetleyebileceğimiz bir eğilimi vardır. Tarihçiliğin kendisi olgularla uğraşmak zorunda olduğu, olgular da, yakından bakıldığında, hep çok özgül göründüğü için, bu eğilimin doğrudan doğruya disiplinin kendisi tarafından teşvik edildiği de söylenebilir. Hiç şüphe yok ki bu özgüllükler önemlidir ve birtakım genellemeler içinde boğulup gitmelerine meydan verilmemelidir. Ama insan topluluklarının tarihi serüvenlerinde, benzemezlikler kadar benzerliklerin de yeri olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü sonuçta insan yaşantısı insan yaşantısıdır ve tıpatıp aynı iki topluluk bulmak mümkün olmasa da, bir topluluğun bir tarihi özelliğinin benzerlerini başka birçok toplulukta bulmak mümkündür. Bunları görmemekte ısrar edersek, 'biz bize benzeriz'cilikten 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yok'çuluğa kolayca kayarız, çünkü bunlar birbirine oldukça yakın mevkilerdir. Bu çerçevede Türkiye'nin modernleşme süreci de büsbütün benzersiz, eşi menendi görülmemiş bir şey değildir. Bu hareket, ilk ulus-devlet örnekleri Britanya, ABD ve Fransa gibi, aristokratik ve kolonizatör bir egemen yapıya karşı bir örgürleşme mücadelesi olarak başlatılmış bir orta sınıf (burjuva) hareketi değildir. Dolayısıyla süreç oradakilere benzemez (Türkiye'de olan birçok şey, o toplumlardaki bazı özellikle yakın olsa da). Ama Almanya veya Japonya gibi, modernizasyonun ordu öncülüğünde yapıldığı ülkelerle bizim aramızda, bu temel noktada bir benzerlik veya bir ortaklık vardır (tabii gene başka ayrıntılara geçtiğimizde, ortaklığın yanında pek çok farklılıkla da karşılaşırız). Var olan bir baskıcı devlet yapısından kurtulmak için mücadele etmekle, 'devleti kurtarmak' için mücadele etmek arasında ciddi bir mesafe, bir farklılık var. Bu, dünya haritasının hangi noktasında bulunurlarsa bulunsunlar, birincilerle ikincileri kalın bir çizgiyle birbirinden ayırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223562"&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223562&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6149110025216637331?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6149110025216637331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6149110025216637331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6149110025216637331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6149110025216637331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/sevgili-murat-hocadan-tarih-dersi.html' title='Sevgili Murat hocadan tarih dersi'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-7193993625737335336</id><published>2007-06-08T07:38:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:45:59.707+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>Hilton Paris Co.</title><content type='html'>kaynak:&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/410398.asp"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/news/410398.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güncelleme: 17:47 TSİ 07 Haziran 2007 Perşembe&lt;br /&gt;NEW YORK - Los Angeles şerif sözcüsü Steve Whitmore, sağlık görevlileriyle yapılan görüş alışverişinin ardından, Hilton’un sağlık nedenleriyle erken salıverilmesine karar verildiğini açıkladı&lt;strong&gt;. Sağlık nedenlerinin ne olduğu konusunda bilgi verilmedi&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Whitmore, bugün cezaevinden çıkarılan Hilton’un ayak bileğine elektronik izleme aygıtı takıldığını ve 40 gün boyunca kendi evinde hapis kalacağını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar açıklamamış, ben açıklayayım size ne olduğunu : Hanfendinin fönü kaçmış! Belki de zorlu hapishane koşullarından dolayı tırnağı kırılmıştır ve özel manikürcüsü ve kuaförü ve de makyözü yanında olmadığından dolayı kırık tırnakla ve fönsüz saçlarla gezmeyi psikolojisi daha fazla kaldıramamıştır? neden bu kadar gidiliyor bu kızcağızın(!) üstüne anlamıyorum. Güzel ve zengin olmak suç mu? Kimse çekemiyor kendi parasıyla porno çeken yapmacık ultra sosyete bebeği.. Hayret bişii yani.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-7193993625737335336?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/7193993625737335336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=7193993625737335336' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7193993625737335336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/7193993625737335336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/hilton-paris-co.html' title='Hilton Paris Co.'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8897163526121944176</id><published>2007-06-07T14:22:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:41:03.272+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>11 milyon kişi nasıl taşınamaz?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Radikal Gezetesinden 07/06/2007 tarihli  ufak bir haberi aşağıya alıntılamak istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;11 milyon kişi nasıl taşınamaz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"AA - İSTANBUL - Türkiye nüfusunun yaklaşık yedide biri, her gün İstanbul toprakları üzerinde bir yerden bir yere gitmeye çabalıyor. Büyükşehir Belediyesi'nin rakamlarına göre, İstanbul'da her gün &lt;strong&gt;8 milyon 445 bini toplu ulaşım aracıyla&lt;/strong&gt;, 3 milyonu da özel araçla toplam 11 milyon 445 bin kişi seyahat ediyor.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İki denize kıyısı olan kentte, günlük seyahatler buna rağmen karayolu ağırlıklı. Kent içinde lastik tekerli araçlarla yapılan seyahatlerin oranı yüzde 89'u buluyor. Yaklaşık 5 bin minibüsün ulaşımdaki payı yüzde 20.72.&lt;strong&gt; İETT'yse toplu taşımanın yüzde 30.78'ini yükleniyor.&lt;/strong&gt; İl genelinde 18 bin taksi ve 572 taksi dolmuş da her gün 1 milyon 200 bin yolcuyu (yüzde 14.20) taşıyor. &lt;strong&gt;Devlet Demiryolları ve İstanbul Ulaşım A.Ş.''ye bağlı raylı sistemlerde taşınan yolcu sayısı 930 bin. Bu rakamın toplu taşıma sistemi içindeki payı yüzde 11. Denizin toplu taşıma içindeki payı sadece yüzde 4.32..."&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi, haber her gün İstanbul trafiğine düşüp evden okula, işe sonra tekrar eve gitmeye çalışan bu 11 milyon İstanbullu için zaten şaşırtıcı değil. hepimiz bir parçayız o güruhun. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu haberde dikkatinizi özellikle koyu yazılmış cümlelere ve rakammlara çekmek istiyorum. İETT, demiryolları ve deniz ulaşımının yüzdelerini topladığınızda toplu taşımada her gün en az 5milyon İstanbullunun akbil bastığı sonucuna ulaşıyorsunuz. 5milyon ve her gün! ayda 150 milyon kezn "dını dıııtt" sesi demek bu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ve bu bilet ve akbil fiyatlarıyla, bu rakamlarla biz İstanbulluları halen 1970'ten kalma kırmızı otobüslere konserveye doluşturur gibi doldurmayı reva görüyorlar ya pes! Ağzımıza bal çalmak için geçen sene aldıkları taze yeşil otobüslere kanmayın. Bunu, hali hazırda bazı bakanlıklardan daha fazla bütçesi olan bir büyükşehir belediyesi zaten çoktan yapmak zorundaydı. Böyle bir gelirle (elbette şöforlerin maaşları, yakıt, onarım vs. gibi giderler de var ama günde 5milyon akbil be arkadaşım!) neden tüm filonun yenilenmediğini bir vatandaş ve İstanbullu olarak sormak istiyorum...  &lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Haberin kaynağı: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223400"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223400&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8897163526121944176?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8897163526121944176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8897163526121944176' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8897163526121944176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8897163526121944176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/11-milyon-kii-nasl-tanamaz.html' title='11 milyon kişi nasıl taşınamaz?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2958786463810218622</id><published>2007-06-05T21:50:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:39:24.048+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>gönlümüzde taht kurmuş sanatçılar reklam filminde oynamasın!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Önce, Cem Yılmaz'ın 3., hatta 4. sınıf mizah dergilerinde bile çıkmayacak kadar zevksiz (espiri demeye dilim varmıyor) şakaları(!) geldi. şakaya da hakaret ettim ya, neyse.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam "bizden sömürdükleri vergi paraları için bu kadar düşülmez!" diyordum ki, MFÖ efsanesinin "M"si bünyemde engel olamadığım titreşimler, depremler yarattı. Nerde kaldı ağır abilik? Nerde kaldı 'şapkasız çıkmam abi' imajı? Okuduğun reklam metninden bi'haber misin sevgili Mahzar Alanson? Ya sarı laler ısmarladığın sevgili eşin? Tüm temiz gençlik duygularımı yüklediğim şarkı sözlerini yerle bir etmeye ne hakkınız var üç kuruş için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlhan Şeşen amcamız da insanüstü enerji tasarrufu sağlayan buzdolabı ile ilanı aşk ediyor. Artık reklam gereği midir, yoksa yıllarca aşkın, sevginin sıcaklığını hissettik sesinden şimdi buzdolabı gibi mekanik bi' cihaz üstünden nasıl aşk felsefesi yapacağız hocam?&lt;br /&gt;Anlayan beri gelsin. Adı geçen tüm ünlülerden nacizane bir gönül dostu olarak cevap bekliyorum,&lt;br /&gt;nedir arkadaşım bu kapitalizmin sanatı sürüklediği nokta?&lt;br /&gt;hadi ben sıradan bir edebiyatçıyım, reklama, paraya ihtiyacım var.&lt;br /&gt;Cem Yılmaz'ın o kadar parayla, benim kulaklarımı zedelemeye ne hakkı var? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:85%;" &gt;Şiddetle kınıyoruz Sevgili Cem. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:85%;" &gt;Kusura kalma.. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmXEx9GXIFI/AAAAAAAAAEw/EXssbn1WpTQ/s1600-h/TTbanner.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072676917796610130" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 193px; height: 97px;" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmXEx9GXIFI/AAAAAAAAAEw/EXssbn1WpTQ/s400/TTbanner.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sinirlendim ben! azcık kalite istiyorum 'sanatçı' reklamlarında. 5-6 yıl evvel ki -kendisi yok adı var- telsim reklamlarında stand-up metni okur gibiydi Cem Yılmaz. Bu bağlamda, Cem Yılmaz aynı Cem Yılmaz ise, Türk Telekom'un batan Telsim kadar reklama ayırcak parası yok demek ki. Yaşımdan başımdan utanmadan, bu reklamların metin&lt;br /&gt;yazarlarını, 'kreatif art direktörlerini' silkinip kendilerine gelmeye davet ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitti. rahatladım valla. iyi ki varsın blog..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2958786463810218622?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2958786463810218622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2958786463810218622' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2958786463810218622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2958786463810218622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/gnlmzde-taht-kurmu-sanatlar-reklam.html' title='gönlümüzde taht kurmuş sanatçılar reklam filminde oynamasın!'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmXEx9GXIFI/AAAAAAAAAEw/EXssbn1WpTQ/s72-c/TTbanner.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3768082643762674041</id><published>2007-06-05T16:00:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T18:36:54.432+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foto-şiir'/><title type='text'>çaresiz entellik..</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmVsSdGXIDI/AAAAAAAAAEY/uj0Qwymng20/s1600-h/afganistan.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072579619607486514" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 386px; height: 241px;" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmVsSdGXIDI/AAAAAAAAAEY/uj0Qwymng20/s400/afganistan.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsanlar aç.&lt;br /&gt;İnsanlar ölüyor.Çocuklar,&lt;br /&gt;hem de en masumundan,&lt;br /&gt;çıplak.&lt;br /&gt;Kemik torbası çocuklar,&lt;br /&gt;Gözleri çipil çipil.&lt;br /&gt;Bir gözleri kalmış zaten,&lt;br /&gt;Aç aç..&lt;br /&gt;Artık bakamıyorlar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Afganistan Mayıs'07 ©ntvmsnbc.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;İnsanlar ölüyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de aç çocuklar üstüne&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tanık olduğum birkaç fotoğraftan &lt;/div&gt;&lt;div&gt;ahkam kesiyorum, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne haddimeyse artık!&lt;br /&gt;Sırtım hafif hafif sızlıyor&lt;br /&gt;diye&lt;br /&gt;mızmızlanmayı hak sayıyorum kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa çocuklar ölüyor,&lt;br /&gt;Bense nankörlük taslıyorum.&lt;br /&gt;Tanrı insanlığın fişini çekse artık.&lt;br /&gt;Çocuklar daha doğmadan ölmese…&lt;br /&gt;diyorum.&lt;br /&gt;diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmVp2NGXIBI/AAAAAAAAAEI/VQ94WErLAF8/s1600-h/gazze.JPG"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072576935252926482" style="" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmVp2NGXIBI/AAAAAAAAAEI/VQ94WErLAF8/s400/gazze.JPG" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Gazze Mayıs'07 ©ntvmsnbc.com&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3768082643762674041?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3768082643762674041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3768082643762674041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3768082643762674041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3768082643762674041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/aresiz-entellik.html' title='çaresiz entellik..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/RmVsSdGXIDI/AAAAAAAAAEY/uj0Qwymng20/s72-c/afganistan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3250984067068239463</id><published>2007-06-05T15:47:00.001+03:00</published><updated>2008-12-17T22:26:17.097+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'>what happens if the perfect man turns into a woman?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;bir anlığına da Vinci'nin "vitrivius adami" adlı çalışmasının bir erkek anatomisi değil de dişi bedenin mükemmeliğini gösteren bir çalışma olduğunu varsayın...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QsEnOHdPI/AAAAAAAAAe4/dLcG_8HCOmo/s1600-R/vitruvianman.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 184px; height: 248px;" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QsEnOHdPI/AAAAAAAAAe4/rG7EUjkpJXs/s400/vitruvianman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139781532495869170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QsRnOHdQI/AAAAAAAAAfA/akT75ebJdvc/s1600-R/vitruvianwoman.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 220px; height: 267px;" src="http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QsRnOHdQI/AAAAAAAAAfA/w0yMScIXNqI/s400/vitruvianwoman.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139781755834168578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mükemmel dairenin ortasında, insanlığı temsilen mükemmel dişi...doğurganlığım sembolü, neslin devamı...&lt;br /&gt;telaşlanmayın hemen, burdan yola çıkıp leonardo üstüne ahkam kesmeyeceğim, ya da kadınları küçümsediğini, ve diğer çağdaşları gibi erkekleri yücelttiğini de söylemeyeceğim..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Hele Dan Brown'a göre, bütün gizem zaten da Vinci'nin kutsal dişi simgelerinde gizli... Ama insan anatomisinin mükemmeliğini anlatırken neden "human=man"e dönüşüyor bunu anlamaya çalışıyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3250984067068239463?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3250984067068239463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3250984067068239463' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3250984067068239463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3250984067068239463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/what-happens-if-perceft-man-turns-into.html' title='what happens if the perfect man turns into a woman?'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1QsEnOHdPI/AAAAAAAAAe4/rG7EUjkpJXs/s72-c/vitruvianman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-4265354388148898809</id><published>2007-06-01T09:42:00.000+03:00</published><updated>2007-12-03T17:48:02.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'>ömür 1 gündür, o da bugün!</title><content type='html'>bugün 1 haziran.&lt;br /&gt;bugün "zamanın asla ölmediğinin" benim hayatımdaki kanıtı.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;bugün bir hastane penceresinden İstanbul'a bakıp, "herkes dışarda cıvır cıvır askılılarla, sandaletlerle yazın gelişini kutluyor, benim bu hastane odasında ne işim var lan?!" sorusunu sorduğum gün. Çıkarın beni burdaaaaaaaan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 haziran takvimlere göre yazın ilk günü.&lt;br /&gt;Benim ömrüme göre ikinci doğum günüm,&lt;br /&gt;uyanışım, aydınlanışım; yaşamı yeniden sevişim.&lt;br /&gt;"Bir şeyler değişsin artık." dediğim,&lt;br /&gt;Bazılarından geri dönsem de kendime sözler verdiğim gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın, bana ne kadar güzel olduğunu hatırlatmak için attığı tokatın 3.yılı bugün.&lt;br /&gt;ve ben gülerek hatırlıyorum şimdi o pembe pijamalı, salak halimi:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yazın ilk günü!&lt;br /&gt;and I'm still alive...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-4265354388148898809?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/4265354388148898809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=4265354388148898809' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4265354388148898809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/4265354388148898809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/mr-1-gndr-o-da-bugn.html' title='ömür 1 gündür, o da bugün!'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1057416841892350917</id><published>2007-03-08T12:19:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:47:01.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><title type='text'>8 Mart</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Qkp3OHdOI/AAAAAAAAAew/DxwhVcqk75Q/s1600-R/kadin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 285px; height: 408px;" src="http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Qkp3OHdOI/AAAAAAAAAew/J8UZnaHCAHA/s400/kadin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139773376352974050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, üstüne edilecek kelamın çok olduğu günlerden; ve üstünde binlerce safsatanın uçuştuğu günlerden biri aynı zamanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek bir söz edeceğim, toplumların, cinsler arası ayrımcılığın tarihi üstüne felsefi, sosyolojik öğrendiğim, okuduğum, bildiğim ne varsa bir kenara koyarak. somut tek bir kelam:&lt;br /&gt;"dünyada" demek isterdim, fakat bu insanoğlu canlıların en zalimi olduğundan dünya fazla büyük bir coğrafya olarak kaçar benim tanımıma; bir ülkede "kadın sığınma ve bakım evi" adıyla açılan ve sayıları azalması gerekn yerde artan kurumlar, mekanlar varsa tüm edeceğimiz aklı selim kelamlar boş safsatadır. medeniyetimizin seviyesi büyükşehirlerde "sınırlı sayıda" var olan ama kırsala gidildikçe sayıları azalan kadın sığınma evleriyle ölçüldükçe vay halimize.. bu dünyanın dengesini bile bozma gücünü elinde bulunduran biz kadınların vay haline...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1057416841892350917?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1057416841892350917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1057416841892350917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1057416841892350917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1057416841892350917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/03/blog-post.html' title='8 Mart'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R1Qkp3OHdOI/AAAAAAAAAew/J8UZnaHCAHA/s72-c/kadin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-23387790003134852</id><published>2007-02-26T08:45:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T19:05:50.343+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><title type='text'>jüri özel oscarı, gönüllerin oscarı, babil'de dilini kaybeden insanoğlu...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;2007 Akademi Oscarları bu satırların yazıldığı dakikalardan 5-6 saat önce teker teker sahiplerini buldu.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Sözlerime, öncellikle kendimi "gelmiş geçmiş olabilecek en tembel blog yazarı" oscarıyla onurlandırarak başlıyorum. Ayrıca Blogger yetkililerine nacizane tavsiyemdir, her dalın iyi kötü bir oscarcığı var, neden "blog oscarları" da olmasın? evet, olsun. jüri de beni bu özel ödüle layık görsün.&lt;br /&gt;Çok bilmiş bir sanat eleştirmeni gibi ahkam kesecek değilim akademinin kararları üzerine. Ne aday gösterilen ya da ödül verilen tüm filmleri seyrettim, ne de engiiiiiin okyanuslar gibi sinema bilgisine haizim.. Ama, hayranı olduğu yönetmen ve filmi umduğu kadar takdir edilmeyince hayal kırıklığına uğrayan bir sinemaseverim. Filmografisi aman aman kabarık olmayan bir yönetmene, yani Alejandro González Iñárritu'ya diğer ustatlar dururken hayran olmak küçük görülebilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat bu adamın filmlerindeki anlatım dili, bütünlük, akışkanlık, izleyiciyi vuran "hadi be!" etkisi o kadar güçlü ki..Üçlemesi ( Amerros Perros, 21 Grams, Babel) sonunda hayran kalmamak, özellikle benim gibi, keşisen hikayeler hastası bir seyirci için, biraz zor. Aday gösterildiği yedi daldan sadece "en iyi film müziği" ('best soundtrack' diyor ecnebiler) oscarcığını verdiler Babil'e.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R59b8otXwfI/AAAAAAAAAqY/-OoTAJGUA1A/s1600-h/babel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160944795267875314" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="312" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R59b8otXwfI/AAAAAAAAAqY/-OoTAJGUA1A/s320/babel.jpg" width="225" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve şuan bu albümü dinleyerek yazmak hem büyük bir mutluluk, hem de bir parça burukluk.. Zannımca Akademi filmde kullanılan 3'ten fazla farklı dili (ingilizce, arapça, japonca, ispanyolca ve yanlış hatırlamıyorsam bir yerlerde fransızca da vardı.) anlamakta zorlandığından dolayı, bir kültür yelpazesi sunan bu harika filme sadece en iyi müzik ödülünü vererek işin içinden çıkabildi. Dillerin gelin çorbası misali karıştığı, insanların artık birbirini anlamadığı kaosun başlangıcı olan Babil, "dünyanın elde kalan evrensel dili müziktir!" dedi.&lt;br /&gt;Gecede en iyi film ve en iyi yönetmen oscarı, bariz bir özür babında Martin Scorsese'ye gitti. Eyvallah, üstatlardan takdiri esirgememek gerek elbette. (her ne kadar bu doğulu saygısını ihtiva eden bir bakış olsa da...) Fakat, en iyi orijinal senaryo ödülünü de mi çok gördünüz? Gerçi ödülün verildiği "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0449059/"&gt;Little Niss Sunshine&lt;/a&gt;" filmini izlemeden bu yorumu yapmak ona da haksızlık oluyor; ama favorisinin haksızlığa uğradığını düşünen her insan gibi saldırganlaştım! Hırrr..&lt;br /&gt;Belki sadık bir Iñárritu hayranı olarak benim beklentim çok yüksekti, bilemiyorum. Ve de çok büyük ekonomik çarkların döndüğü bir sektör üstüne, muhtemelen birilerinin göbeğini kaşıya kaşıya güldüğü yorumlar yapıyorum..&lt;br /&gt;Bu toprakların insanı gönlünden geçen takdir görmezse, gönüllerin oscarını vermeyi çok sever. BABİL de çoktan benim ve Iñárritu hayranlarının "gönül oscar"ına haiz olmuştur zaten...&lt;br /&gt;Buarada filmin müziklerini edinin, bulun dinleyin...insanın içini ısıtan ve özellikle bizim coğrafyamıza çok yakışan ezgiler mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diplere not: &lt;a href="http://limonluknet.blogspot.com/2007/06/geri-dnemeyen-leme-irritu-ve-kader.html"&gt;http://limonluknet.blogspot.com/2007/06/geri-dnemeyen-leme-irritu-ve-kader.html&lt;/a&gt; adresinde yönetmenin üçlemesine dair yaptığım sinema yorumlarını da okuyabilirsiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-23387790003134852?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/23387790003134852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=23387790003134852' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/23387790003134852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/23387790003134852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/02/2007-akademi-oscarlar-bu-satrlarn-yazld.html' title='jüri özel oscarı, gönüllerin oscarı, babil&apos;de dilini kaybeden insanoğlu...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_bM6xfBMj5Ds/R59b8otXwfI/AAAAAAAAAqY/-OoTAJGUA1A/s72-c/babel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-1762007522498442388</id><published>2007-02-15T15:08:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:34:36.756+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>ajanda-1.2</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;hikayeye devam, ama başka bir sahnede. Adı: aşk oyunu. perde yaşla orantılı. “act” bilmem kaç…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kadın hiç tanımadığı adamla duvara sırtını yaslamış yan yana oturuyordu.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;parmaklarının arasında tuttuğu yarım sigaraya baktı, zamanın geçiciliğinin kanıtı gibi.&lt;br /&gt;Adam kendi belirsizliğinde kaybolmuş bu kadına içten içe kızıyor ama gene de bir şey diyemiyordu, kadının o sigaraya o an ihtiyacı vardı, o da bunun farkındaydı.&lt;br /&gt;karşı ki duvarı izliyorlardı.&lt;br /&gt;sıradan tuğlalar, çöp bidonları, karton kutuda sırnaşık iki kedi…&lt;br /&gt;tipik bir çıkmaz sokaktı kadının yaşadığı, adamın da bir süreliğine misafiri olduğu…&lt;br /&gt;Kadın çöp bidonlarından bir anlam çıkartmaya çalışıyordu inatla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adam kadının parmakları arasından sigarayı alıp bir nefes çekti içine...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;”Beni izlerken canın yanıyor mu?”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Cevap vermedi bitkin kadın… okunmuş ve kuponları kesilmiş gazeteler gibi hayattaki işlevinin bittiğini hissediyordu.&lt;br /&gt;Adam sigarayı söndürdü duvara basarak...siyah bir iz bıraktı oracıkta. “Bu iz içimize değil, bırak da duvara işlesin…” sonra gözleriyle bidonları sordu kadına, orda olmalarının tek nedeni buymuş gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;"boktan hayat felsefemin ürünü onlar..."&lt;/span&gt; ... 'hadi anlat' dercesine baktı adam bu duru yüze.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;"yaşamadıklarımdan pişmanlık duyacağıma, yaptım yaşadım, en azından yaşadıktan sonra pişmanım demeyi yeğledim her zaman. bir bok yedim belki, kötü sonuçları da oldu ama ben çektim, gördüm; hayatı deneyerek öğrenmeyi seçtim hep.&lt;br /&gt;ve sonuçta karşındaki çöp bidonları ortaya çıktı. ... üstelik pis de kokuyor...&lt;br /&gt;şimdi seninle bu duvara sırtımı yaslamış meçhul çöpçümün gelmesini bekliyorum... ama bu kadar yığını belediye gelse kaldıramaz"&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;dalgaya vurdu son anda, adam yüzünde sevimli ve etkileyici bir tebessüm…&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;“ve ben hala pis kokuyorum....”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;“pis kokan sen değilsin...o çöp bidonu ve içindekiler, senin attıkların, yaşadıkların, sildiklerin, kokuşmuşların…&lt;br /&gt;burada, şuan. ikimiz de sırtımızı yasladık ve dahalarını atıyoruz. çöpçümü...? gelmese de olur…&lt;br /&gt;Çöp bidonları orda dursun yeter ki biz çıkmaz sokak da ışık olalım...&lt;br /&gt;yol olmasa da biz yürüyelim. duvar olsa da duvara karşı yürüyelim&lt;br /&gt;çarpsak da yürüyelim... geçemesek de... deneyelim yenilelim, ama olsun yine deneyelim yine yenilelim...”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;yorgun yorgun baktı kadın… başını adamın omzuna koymak geçiyordu içinden. Masumca…sadece şefkat için… oysa adam savaşmaktan bahsediyordu…&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;“yenilmeyi sözlüklerden çıkartamıyoruz değil mi?? biraz erken ama ben yoruluyorum artık yenilmekten.&lt;br /&gt;her yenilmek bir yenilenmek olsa da...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamyon yanaşıyor… büyük bir gürültü ile..&lt;br /&gt;Yerimden kalkıyorum…&lt;br /&gt;Onun çöplere yönelmesini önlemek için…&lt;br /&gt;Bırak bidonlar orda kalsın…&lt;br /&gt;Sen beni götür buradan…&lt;br /&gt;Bu çıkmazdan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzgünüm duvardaki adam,&lt;br /&gt;Kısa metrajlı filmimiz bitti…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-1762007522498442388?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/1762007522498442388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=1762007522498442388' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1762007522498442388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/1762007522498442388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/ajanda-12.html' title='ajanda-1.2'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2817852489066331468</id><published>2007-02-13T14:48:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:30:22.645+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aykırı yazılar'/><title type='text'>Ajanda-1.1 :</title><content type='html'>bir günlük geçti elime geçenlerde... özel hayata saygı göstermek istesem de beceremedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDİYET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"iyi güzel söylüyorsun da,&lt;br /&gt;ben kendime bile ait değilim."&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;...&lt;br /&gt;hızlı bir geri kaçış:&lt;br /&gt;dört dakika on iki saniye'lik.&lt;br /&gt;Her şeyin henüz ilk olduğu,&lt;br /&gt;kaydı parazitli bir anı.&lt;br /&gt;kendisini nereye koyacağını kestiremediği&lt;br /&gt;cızırtılı günler.&lt;br /&gt;hayallere dair külkedisi öykülerinin&lt;br /&gt;karalandığı günler.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;zaman.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bir cafe.&lt;br /&gt;bir tanışma.&lt;br /&gt;sonra bir başkası.&lt;br /&gt;ve de üstüne nicesi.&lt;br /&gt;kimler geldi kimler geçti'nin&lt;br /&gt;romantizminden kilometrelerce uzak.&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;umursanmayan bir döngü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kendini nereye koyacağını bilemezsen,&lt;br /&gt;ulu orta becerilirsin."&lt;br /&gt;hem, soylu bir keyif de alıyordu artık&lt;br /&gt;orospuluktan.&lt;br /&gt;bu ülkede kim kendi mesleğini yapıyordu ki..&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;tekrar zaman...&lt;br /&gt;bir sokak.&lt;br /&gt;savrukluğuna tutulduğu bir adam.&lt;br /&gt;adamda yalvaran bakışlar.&lt;br /&gt;"gitme. bak bugün çıkıp para bulcam.&lt;br /&gt;söz, temiz para. mal işi yok artık.&lt;br /&gt;ama ne olur sen onlara gitme."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrarla az evvel mırıldandığını;&lt;br /&gt;bu sefer yüksek sesle..&lt;br /&gt;"ben kendime bile ait değilim."&lt;br /&gt;kapıyı arala..ve evet sokaktasın.&lt;br /&gt;ezeli, ebedi kucakta.&lt;br /&gt;kucaklarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fahişenin güncesi'nden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2817852489066331468?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2817852489066331468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2817852489066331468' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2817852489066331468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2817852489066331468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/06/ajanda-11.html' title='Ajanda-1.1 :'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6684012730901561501</id><published>2007-01-30T11:53:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:29:01.715+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>çalış köpek!</title><content type='html'>insan yapması gereken işi&lt;br /&gt;o sırada,&lt;br /&gt;kesinlikle yapmak istemiyorsa,&lt;br /&gt;ne yapmalı?&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;1-günlerdir gözüne takılan ama tembellikten toparlamadığı ne varsa,&lt;br /&gt;düzenlenemeli.&lt;br /&gt;2- bloğuna ne zamandır bir şeyler karalamadığını,&lt;br /&gt;hatırlayıp, " hemen iki satır doldurayım." demeli.&lt;br /&gt;3- bir anda (!) akseden mide bulantısını,&lt;br /&gt;başağrısına bahane göstermeli.&lt;br /&gt;4- içinde bulunduğu lüks koşullarının&lt;br /&gt;o işi rahat yapabilmesi için sağlandığını kendisine&lt;br /&gt;hatırlatıp, vicdana azabı çekmeli&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;işine başlamalı. :-) dimi blogcuk?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6684012730901561501?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6684012730901561501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6684012730901561501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6684012730901561501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6684012730901561501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/01/al-kpek.html' title='çalış köpek!'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-3925649651574279639</id><published>2007-01-03T11:28:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:27:44.719+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'></title><content type='html'>"çekip gitmemi ya da ölümümü&lt;br /&gt;samimiyetle arzulayanlardan&lt;br /&gt;özür dilerim.&lt;br /&gt;maalesef yaşamayı,&lt;br /&gt;gururumu ayaklar altına alacak&lt;br /&gt;kadar çok seviyorum.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-3925649651574279639?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/3925649651574279639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=3925649651574279639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3925649651574279639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/3925649651574279639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/01/maalesef-hayat-gururumu-ayaklar-altna.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-2980702127492932713</id><published>2007-01-01T23:36:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:25:52.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(136, 104, 102);font-family:verdana;" &gt;I wanna run away.. away.. a-way...&lt;br /&gt;way...&lt;br /&gt;...to an open highway..&lt;br /&gt;kafiye olsun diye değil...&lt;br /&gt;gidesim gelir. gitmez.&lt;br /&gt;gitmem.&lt;br /&gt;gidemeyeceğimden değil.&lt;br /&gt;elim belim bağlı.&lt;br /&gt;şimdilik çakılı.-yım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-2980702127492932713?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/2980702127492932713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=2980702127492932713' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2980702127492932713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/2980702127492932713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2007/01/i-wanna-run-away.html' title=''/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-8653990610503176616</id><published>2006-12-26T13:05:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:19:27.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>çığlık çığlığa...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://content.answers.com/main/content/wp/en/5/50/Munch_The_Scream_lithography.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://content.answers.com/main/content/wp/en/5/50/Munch_The_Scream_lithography.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bugün evde çıngar çıkardım.&lt;br /&gt;bağırdım, çağırdım..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;tencerelerle ve ocaktaki yemekle kavga ettim.&lt;br /&gt;yemeğin içindeki malzemeyle de kavga ettim.&lt;br /&gt;boğazım ağrıdı kendi kendime bağırmaktan.&lt;br /&gt;muhtemelen komşuları rahatsız ettim.&lt;br /&gt;bencilliğim üstümdeydi. her halttan şikayet ettim.&lt;br /&gt;en sonunda ciyaklamaktan yorulan bebekler gibi sustum. yavaş yavaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi kendime bağırma terapisi yapıp rahatladım bugün.&lt;br /&gt;hafifledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi beni keşfetse de yazdıklarımı şarkı sözü olarak satabilsem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-8653990610503176616?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/8653990610503176616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=8653990610503176616' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8653990610503176616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/8653990610503176616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2006/12/blog-post.html' title='çığlık çığlığa...'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-6479608047157509375</id><published>2006-11-29T21:52:00.001+02:00</published><updated>2007-12-03T17:14:21.794+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>yılbaşına güzelleme(?)</title><content type='html'>bugün sokaklarda gezinirken popüler tüketim kültürünün, ışıl ışıl yeni yıl hazırlıklarını gördüm. plastik ağaçlar, parlak gümüşi süsler, noel dayılar falan..&lt;span class="fullpost"&gt;ne zaman içselleştirdik bu kadar durup düşünme ihtiyacı hissettim. eskiden beri özel gün-sıradan gün ayrımı olmaksızın hediye alınırdı; çocukların gönlünü etme manasında. ağaç süsleme muhabbeti henüz bir telaş biçimde evleri sarmamışken, yurtdışından bi kutu renkli süs getirmişti babam. teee 90'ların başında. hey gidi günleeer...sonra annemle beyoğlunun ışıklı halini seyretmeye giderdik aralığın son haftasında... çocukken iyi güzeldi de, ben böyle yılbaşı hediyesi diye fır fır dönen, avaz avaz bağıran kredikartları değil; güzel bi ışıltı ve harbiden de kestane yiyip, tombala oynadığımız bir geceyi hatırlıyorum.&lt;br /&gt;amaaan neyse ben çok antikalaştım zaten.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-6479608047157509375?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/6479608047157509375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=6479608047157509375' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6479608047157509375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/6479608047157509375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2006/11/ayrca-bugn-sokaklarda-gezinirken-popler.html' title='yılbaşına güzelleme(?)'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3185907509235030189.post-5725805170382886286</id><published>2006-11-29T21:29:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T17:13:05.957+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aforizma'/><title type='text'>requiem for..</title><content type='html'>Ey güzel Tanrım, 2006 bitiyor. başlamasına üç-beş kala, çift yılları sevmediğimi söylemiştim; 2006 bu lafıma pek alınmadı sanırsam. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o berbat yılbaşı gecesinden sonra bütün yılın aynı mide bulantısıyla geçeceğini sanmıştım; ama öngörülerim tutmadı. iyi ki de tutmadı. özel ve güzel hediyeleri oldu bu yılın bana; illa muhasebe çıkartacaksam da fazla bir bedel istemedi bu sefer. yeryüzündeki yirmiüçüncü yılıma girerken kardayım yani.&lt;br /&gt;bi'şey daha gördüm ki, ordan oraya koştursanız da ; bütün gün evde tv ya da pc karşında olsanız da, zaman denen meret aynı hızda gidiyormuş. yatarak bu sene, bunu öğrendim. anne ben analist oldum.&lt;br /&gt;sonbahar bitti, o asıl derdim...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3185907509235030189-5725805170382886286?l=edebiyatkackini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/feeds/5725805170382886286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3185907509235030189&amp;postID=5725805170382886286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5725805170382886286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3185907509235030189/posts/default/5725805170382886286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://edebiyatkackini.blogspot.com/2006/11/ey-gzel-tanrm-2006-bitiyor.html' title='requiem for..'/><author><name>Duygu Kocabaylıoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00407396739614025369</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_bM6xfBMj5Ds/SKvvRqadcgI/AAAAAAAABBY/AKg3YW4P2Cs/S220/DSCN7515.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
